Yazar

admin

Türkiye özellikle son 6-7 yıldır oldukça güçlü bir dış saldırıyla karşı karşıya kaldı. Gezi olaylarıyla başlayan,
17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbesiyle devam eden bu süreçte Sn. Tayyip Erdoğan ve AK Parti doğrudan hedef alındı ve düşürülmeye çalışıldı. Bu ortamda AK Partinin siyasi rakipleri ve zıt görüşteki politik çevreler de var güçleriyle bilinçsiz bir muhalefet politikası içine girdiler. Sn. Adnan Oktar her gün aralıksız devam ettirdiği canlı yayınlarda her görüşten siyasimizi hükümetin etrafında kenetlemeye davet etti, bu ortamdaki siyasi rekabetin ve dolayısıyla Sn. Erdoğan’ın yalnızlaştırılmasının gayri milli bir tavır olacağını defaatle dile getirdi.

Bizler de bu doğrultuda Büyük Birlik Partisi, Saadet Partisi, CHP, Vatan Partisi ve MHP’yi defalarca ziyaret ederek FETÖ destekli hain girişimlere, Gezi olayları ve 17-25 Aralık hadiselerini körüklemeye yönelik girişimlerden kaçınmalarını hatırlattık. Böyle bir ortamda Sn. Erdoğan ve AK Parti’yi yalnızlaştırmanın Türkiye’ye zarar vereceğini belirttik, örneklerle günlerce defalarca izah ettik. Ayrıca, aynı dönemlerde planlı programlı başlatılan MHP’yi bölme girişimlerinin önüne geçmeye çalışarak bunun milliyetçi muhafazakâr camiayı bölme hedefli bir hareket olduğunu, böyle bir zamanda Türkiye’nin çimentosu vazifesi gören milliyetçi camianın değil bölünmek daha da kenetlenmek durumunda olduğunu hatırlattık.

Arkadaşlarımız Hüma Babuna ve Ceyda Ertüzün, İçişleri Bakanımız Sn. Süleyman Soylu’yu İçişleri Bakanlığı’ndaki makamında ziyaret ettiler. Kendisiyle görüşmeden önce bazı Ak Parti milletvekilleriyle güncel konularda sohbet eden arkadaşlarımız, Sayın Soylu’ya İngiliz Derin Devletinin sözde Türkiye’yi bölme ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı sözde indirme planlarıyla ilgili çok detaylı bilgiler aktardılar (Sayın Erdoğan’ı tenzih ederiz).

İngiliz derin devleti ajanı olan Mohammed Mahbub Husain yani Ed Husain isimli kişinin 15 Temmuz hain darbe girişiminden yıllar evvel ‘Türkiye’nin Yerel Seçimleri’ adlı bir rapor hazırladığını ve bu raporda FETÖ’nün ordunun emir-komuta zincirinin dışında bir darbe yapacağını ve Türkiye’de ekonomik kriz çıkacağını, bunun da iktidarı düşürmek için planlandığının anlatıldığını Sayın İçişleri Bakanımıza ilettiler. Ed Husain’in CFR mensubu olduğunu, Quilliam Vakfını kurduğunu ve Bipartisan Policy Center çatısı altında faaliyet gösterdiğini anlattılar. Ed Husain’in bu faaliyetlerde birlikte hareket ettiği İngiliz Derin Devleti ajanlarının Türkiye’de bulunan Suriyeli kardeşlerimizin bulunduğu göçmen kamplarını gezdiğini belirterek, bu durumun risklerini aktardılar. Sayın Süleyman Soylu arkadaşlarımızın söylediklerini not aldı ve “ben kampları kendim denetleyeceğim” dedi.

Arkadaşlarımız kendisine Sayın Adnan Oktar’ın kitaplarını sundular, selamını ilettiler. Sayın Soylu teşekkür etti ve “Adnan Bey’e benim de selamımı iletin” dedi.

Bu görüşmenin akabindeki aylarda Sayın Soylu Partili Cumhurbaşkanlığı kabinesinde İçişleri bakanı olarak görevlendirildi. Beştepe’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki törenden çıktıktan sonra Külliye’ye 5 dakikalık mesafede bir restorana geldi, orada kendisini kapıda karşılayıp ilk tebrik eden kişiler yine arkadaşlarımızdı.

11 Temmuz’daki polis operasyonunda arkadaşımız Hüma Babuna Sayın Süleyman Soylu’yu sabah erken saatte aradı ve kendisine bilgi verdi.

Arkadaşlarımız Sayın Soylu’yu Demokrat Parti başkanlığı döneminden itibaren ziyaret ederler, faaliyetlerle ilgili bilgilendirip dönem dönem de Adnan Oktar Bey’in kitaplarını kendisine hediye ederler. 

Arkadaşlarımız Ceyda Ertüzün, Hüma Babuna ve Eda Babuna’nın MHP Genel Merkezi’nde en çok ziyaret ettikleri Genel Başkan Yardımcısı Prof. Edip Semih Yalçın’dır. Edip Semih Bey medyadan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olduğu için hem A9 Televizyonundaki programları, hem de arkadaşlarıyla birlikte yaptıkları sosyal ve kültürel faaliyetler ile ilgili kendisini zaman zaman ziyaret edip bilgilendirmişlerdir.

Prof. Edip Semih Yalçın’ın A9 TV’den Hüma Babuna ile yaptığı bir röportaj da TV kanalında yayınlanmıştır.
Edip Bey çok yoğun çalışmasına rağmen, eğer toplantıda değilse, arkadaşlarımızı her seferinde makamında kabul etmiş, çok nezaketli davranmış, ikramlarda bulunmuştur. Edip Bey’i ziyaretleri genelde akşam 17.00-18.00 saatlerinde rastlamıştır. Edip Bey, arkadaşlarımızla görüşmesinden sonra Sn. Devlet Bahçeli ile toplantıya katılacağını ve arkadaşlarımızın anlattıkları konuları Sn. Bahçeli’ye arz edeceğini söylemiştir. Arkadaşlarımız Sn. Prof. Edip Semih Yalçın’a PKK ile fikri mücadelenin önemi, İngiliz Derin Devletinin ülkemiz ve İslam dünyası üzerinde oynadığı oyunlar, 15 Temmuz hain darbe girişimi ve bir daha darbelerin olmaması için alınabilecek önlemler, milli birlik ve beraberliğin önemi, Cumhur ittifakının önemi gibi ülkemizin bekası ile ilgili konularda sözlü hem de yazılı bilgi notları sunmuşlar, CFR (Council of Foreign Relations) üyesi Ed Husain’in, 15 Temmuz’da Büyükadada toplantı yapan eski CIA ajanı Henry Barkey, eski Amerikan büyükelçileri Edelman ve Abromowitz ile birlikte hazırladıkları, 15 Temmuz hain darbe girişimini 2 yıl öncesinden haber veren, “2014 Local Turkey Elections” adlı Türkiye aleyhtarı raporu anlatmışlar ayrıca internette de mevcut olan bu raporu yazılı olarak da sunmuşlar ve İngiliz Derin Devletine mensup kişilerin Türkiye’yi ziyaretleri ve Türkiye aleyhtarı ve Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan aleyhinde yaptıkları faaliyetlerle ilgili bilgilendirmişlerdir. MHP ve AK Parti’nin sanki koalisyon varmış gibi ülkeyi birlikte yönetmelerinin çok hayırlı olacağını Sn. Edip Bey’e arz etmişlerdir.
Aslında Cumhur İttifakının mimarlarından en önemlisi Adnan Oktar Bey’dir. Adnan Bey A9 TV’deki canlı yayın programlarında defaatle 15 Temmuz hain darbe girişiminin aslında bir Türkiye’yi işgal girişimi olduğunu klasik siyaset döneminin bittiğini, AK Parti ve MHP’nin sanki koalisyon varmış gibi ülkeyi birlikte yönetmelerinin çok hayırlı olacağını söylemiştir.
Arkadaşlarımız da bu konuyu hem MHP Genel Merkezi’nde hem de AK Parti Genel Merkezi’nde ve TBMM’de Genel Başkan Yardımcıları, Başkan Yardımcıları ve milletvekilleriyle görüşmelerinde dile getirmiştir, Cumhur ittifakının kurulması için çok gayret sarf etmişlerdir. Allah rızası ve ülkemizin menfaati için çok gayret sarf etmişlerdir.
Adnan Bey ve arkadaş grubu sosyal medyada da Cumhur İttifakına büyük destek vermişler. Cumhur ittifakının kurulmasında ve başarılı olmasında çok büyük katkıları olmuştur.
Bunu sadece Allah rızası ve ülkemizin menfaati için yapmışlardır.

Ceyda ve Hüma ve Eda, yaklaşık son 10 yılda tüm MHP Genel Başkan Yardımcıları ile görüşmüşler. PKK, terör, İngiliz Derin Devleti’nin ülkemiz ve İslam dünyası üzerinde oynadığı oyunları, FETÖ’nün BAV camiasına kurduğu kumpaslar, 15 Temmuz hain darbe girişimi, bir daha darbelerin yaşanmaması için alınabilecek önlemler, milli irade gibi özellikle Türkiye’nin bekası ile ilgili konulardaki gözlemlerini sözlü anlatıp ve yazılı bilgi notu halinde sunmuşlardır.

Adnan Oktar camiasından Hüma Babuna ve Ceyda Ertüzün İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Sayın Prof. Tayyip Sabri beyi makamlarında ziyaret ettiler ve kendisine İngiliz Derin devletinin ajanı olan Mohammed Mahbub Husain (Ed Husain)’in Türkiye aleyhindeki faaliyetlerini anlattılar.

Sayın Müsteşar, arkadaşlarımızı dinledikten sonra konuyu önemli gördüğü için, arkadaşlarımızı İçişleri Bakanlığı İstihbarat Birim Başkanı ile tanıştırdı. Bunun üzerine arkadaşlarımız İçişleri Bakanlığı İstihbarat Birimi’ni iki kez ziyaret edip, bu birimdeki üç ayrı İstihbarat birimi temsilcisine, İngiliz Derin devletinin Türkiye’de oynadığı oyunları, bu konuda Ed Husain, CIA Ajanı Henry Barkey, Morton Abromowitz ve eski büyükelçi Edelman’ın Bipartisan Policy Center adlı düşünce kuruluşu çatısı altında, 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminden 2 yıl önce Türkiye’de darbe yapılmasını tavsiye eden, ülkemiz aleyhinde bir rapor sundular. İstihbarat Birimi Başkanı arkadaşlarımızın bu ziyaretinin çok faydalı olduğunu belirtti.

Arkadaşlarımız Hüma Babuna ve Ceyda Ertüzün , halen İçişleri Bakanlığı Sözcülüğünü yürüten İsmail Çataklı ile İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olduğu dönemde Bakanlıktaki makamında görüştüler. Sayın Çataklı’ya ABD’de CFR (Conceil on Foreign Relations) adlı düşünce kuruluşu üyesi ve İngiltere’de Quilliam Vakfı’nın kurucusu olan Es Husain (Mohamed Mahbub Husain) adlı kişinin Türkiye aleyhtarı ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan aleyhtarı faaliyetleri ile ilgili bilgi verdiler.

15 Temmuz hain darbe girişiminin olduğu yere Büyükada’da bulunduğu ve basında CIA mensubu olduğu söylenen Henry Barkey ile birlikte hazırladıkları, hazırlayanlar arasında eski Amerikan Büyükelçileri Abromowitz ve Edelman’ın da bulunduğu, ABD’deki “Bipartisan Policy Center” adlı düşünce kuruluşu tarafından 2014 Türkiye Yerel Seçimleri öncesinde yayınlanan ve 15 Temmuz hain darbe girişimini 2 yıl öncesinden haber veren ‘2014 Turkey Local Elections’ başlıklı raporu hakkında bilgi verdiler.
Ajanlık faaliyetleri dolayısıyla Suudi Arabistan’a girişi yasaklanan Ed Husain adlı kişi hakkında devletimizin dikkatli olması gerektiği konusundaki düşüncelerini dile getirdiler.

Ak Parti Kahramanmaraş milletvekili İçişleri Komisyonu Başkanı Celalettin Güvenç ile TBMM Genel Kurul kulisinin bahçesinde, Ceyda Ertüzün, Hüma Babuna ve Eda Babuna eski bir AK Parti milletvekili vesilesiyle tanıştılar. Celalettin Bey’in kardeşi Sıtkı Güven’le önceden tanışıyorlardı. Sıtkı Bey’le AK Parti’de milletvekilliği yaptığı dönemde TBMM’deki makamında birçok defa görüşmüşler. Milletvekilliği görevi bittikten sonra da eşi Hanımefendi ile birlikte Ankara’ya bir gelişlerinde, Polisevinde görüşmüşlerdir, Hanımefendi ile de tanışmışlardır. Sıtkı Bey ve eşi, arkadaşlarımızla hep birlikte, özellikle de ülkemizin bekası ile ilgili konularda sohbet etmişlerdi.

Sn. Celalettin Güvenç’i TBMM Komisyonu Başkanlığı makamında Hüma Babuna ve Ceyda Ertüzün iki kere daha ziyaret edip görüşmüşlerdi. Celalettin Bey’e PKK, terör, milli irade konularındaki kendilerinin ve arkadaşlarının gözlemlerini, 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra bir daha darbe olmaması için alınabilecek önlemler konusundaki tavsiyelerini, İngiliz Derin Devletinin ülkemiz ve İslam dünyası üzerindeki oyunlarını hem sözlü hem de yazılı bilgi notları halinde sundular. Hazırlayanlar arasında CFR (Council on Foreign Relations) üyesi Ed Husain’in de bulunduğu, 15 Temmuz darbe girişimini 2 yıl öncesinden haber veren, Türkiye aleyhtarı ve Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan aleyhtarı bilgi notu sundular. Ed Husain’e karşı ve İngiliz Derin Devletinin oyunlarına karşı Devletimizin dikkatli olması ve önlemler olması gerektiği konusundaki düşüncelerini dile getirdiler.
TBMM’deki makamına her ziyarete gelişlerinde Ceyda ve Hüma’yı nezaketle karşıladı, ikramlarda bulundu. Ceyda ve Hüma Celalettin Bey’e Oktar Beyin kitaplarından sundular.

1999’daki FETÖ kumpasından sonra arkadaşlarımız Ceyda Ertüzün ve Hüma Babuna Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’ni ziyaret ettiler, yüksek rütbeli General olan Sayın Genel Sekreter ile görüştüler. Arkadaşlarımız tüm faaliyetlerimizi, Devlete millete bağlı bir grup olduğumuzu, yapılan kanunsuzluklarla bizlere kumpas kurulduğunu ve baskı yapılarak, aleyhimize ifade veren sahte tanık çıkarttıklarını anlattılar ve Sayın Adnan Oktar’ın kitaplarını sundular. Sayın Genel Sekreter arkadaşlarımıza: “Madem öyle o zaman beraat edersiniz, Devlet tarafından aklanmak sizin için çok büyük şeref olur” dedi. Nitekim sonraki yıllarda Sayın Genel Sekreter’in dediği gibi oldu ve FETÖ’nün kurduğu kumpasla açılan davadan aklandık.

Yıllar sonra yine arkadaşlarımız Eda Babuna, Ceyda Ertüzün ve Hüma Babuna Milli Güvenlik Kurulu’nu ziyaret ettiler. İlk sivil Genel Sekreter’le görüştüler. Yine faaliyetlerimizden bahsederek, Atatürk’le, yaratılışla ilgili ve bilimsel konulardaki konferanslarımızı, Sayın Adnan Oktar’ın kitaplarını ve internetteki faaliyetlerimizi aktardılar. Sayın Genel Sekreter arkadaşlarımıza, “Buraya boşuna gelmişsiniz, düşmanınızı dışarıda arayın” dedi. Bu ifade çok doğru bir ifade, Milli Devletimiz’in Adnan Oktar Bey ve arkadaş grubumuza bakış açısı her zaman olumlu olmuştur.

Devletimizin tüm makamları bizim her zaman karşılıksız, aşkla şevkle Türk Devletine hizmet ettiğimizi ve bunun hep böyle devam edeceğini Allah’ın izniyle bilirler.

Arkadaşlarımız Eda Babuna, Ceyda Ertüzün ve Hüma Babuna Kamu Güvenliği Müsteşarı Sayın Muhammed Dervişoğlu’nu Ankara merkezindeki makamında ziyaret ettiler. Genel olarak arkadaş grubumuzun faaliyetleri ile ilgili bilgi veren arkadaşlarımız Sayın Dervişoğlu ile PKK terörü ve ülkenin bekasının temini konusundaki görüşlerimizi anlattılar ve Sayın Adnan Oktar’ın bu konudaki kitabını sundular.

Arkadaşlarımız Hüma Babuna ve Ceyda Ertüzün yine dönemin Müsteşar Prof. Dr. Lütfihak Alpkan’ı da göreve geldikten hemen sonra ziyaret ettiler. Arkadaşlarımız kendisine İngiliz Derin Devleti’nin ajanı Muhammed Mahbub Husain isimli kişinin (Ed Husain’in) Türkiye aleyhindeki faaliyetleri, Sayın Erdoğan aleyhinde hazırladığı rapor konusunda yazılı ve sözlü bilgi verdiler. Ayrıca Sayın Adnan Oktar’ın İngiliz Derin Devleti’nin Karanlık Yüzü kitabını sundular.

Ceyda Ertüzün Dilekçe 1
Ceyda Ertüzün Dilekçe 2
Ceyda Ertüzün Dilekçe 3
Ceyda Ertüzün Dilekçe 4
0 FacebookTwitterPinterestEmail

Adnan Oktar’ın yıllardan beri PKK tehlikesi ve ideolojik zeminine yönelik yürüttüğü mücadele tüm Türkiye’nin malumudur. Özellikle son yıllarda PKK ve bağlı olduğu İngiliz Derin Devletinin, Ortadoğu ve Türkiye üzerindeki bölme planları ve girişimleri Sn. Adnan Oktar’ın ilmi faaliyetleri ve canlı yayın programları vesilesiyle bertaraf edildi. Bunu halkımızın hiçbir ferdi hiçbir şekilde inkar edemez. İngiliz Derin Devleti Türk toplumunu tatlı tatlı barış adı altından ikna ederek ülkeyi sinsice bölmeyi hedeflemiş ve yine bu doğrultuda toplumun önde gelen birçok kesimini kullanmaya çalışarak Güneydoğu’yu güya toplum kararı ve desteği ile Türkiye’den ayırmaya çalıştı.

Bunu yaparken Kürt kardeşlerimizin bağımsızlığını ve güya Türkler-Kürtler arasında aslında özünde olmayan bir savaşı durdurma vaadini kullanmaya kalktı.

Sn. Adnan Oktar faaliyetleriyle bu kirli oyunu deşifre etti ve güya toplum desteğiyle özerklik oyununu bozdu.

Bizler de bu doğrultuda tüm imkanlarımızı kullanarak siyasi, bürokratik ve diplomatik alanda devleti bilgilendirme faaliyetlerinde bulunduk

Arkadaşlarımız Hüma Babuna ve Ceyda Ertüzün, Sayın Ziya Selçuk’u Milli Eğitim Bakanı olmadan önce Ankara’da Maya Okullarında ziyaret ettiler.

Sayın Selçuk son derece nezaketli, saygılı, medeni ve objektif bakış açısına sahip olan bir kişidir. Ülkemizdeki birçok sivil toplum kuruluşu gibi biz de Milli Eğitim Bakanlığı müfredatında bazı değişiklikler yapılmasının faydalı olacağını düşünüyorduk ve kendisiyle bu konuda bir görüşme gerçekleştirdik. Bu, Ak Parti Hükümeti’nin halkın ve sivil toplum kuruluşlarının bir kısmıyla milli eğitimde yapılacak değişiklikler konusunda istişare ettiği dönemdi. İnternet sitesi açıp görüşler toplanmıştı. Sayın Ziya Selçuk ile arkadaşlarımız müfredatta ne gibi değişiklikler yapılacağına dair sohbet ettiler. Müfredatta evrim teorisinin yer alması durumunda mutlaka Darwinizm’in geçersizliğinin, hiçbir şeyin tesadüfen oluşmayacağının ve yaratılışın bilimsel delillerinin de olması gerektiğini anlattılar. Sayın Selçuk hem eğitimci hem de geçmişte Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulunda görev yapmış bir bürokrattı. Kendisine Sayın Adnan Oktar’ın kitaplarından sundular. Ziya Selçuk Hocamız da, arkadaşlarımıza okulun çeşitli yerlerini gezdirdi.

Bundan birkaç ay sonra arkadaşımız Ceyda Ertüzün ve Hüma Babuna, Sayın Ziya Selçuk ile Ankara’da bir restoranda bir araya geldiler. Arkadaşlarımız kendisine İngiliz Derin Devletinin Türkiye’yi bölme planlarını anlatarak, 2014 yılında Ed Husain adındaki İngiliz derin devleti ajanının ve ekibinin hazırlayıp yayınladığı düşünce kuruluşu raporunu aktardılar.

Türkiye’nin bekasına yönelik ve Sayın Erdoğan’ın güvenliğine yönelik önlemlerin artırılması konusunda sohbet ettiler ve bilgiler verdiler.

Arkadaşlarımız Ceyda Ertüzün, Eda Babuna ve Hüma Babuna 15 Temmuz 2016’dan önce Ankara Dikmen’deki makamında Sayın Turgut Aslan’ı ve Terör Daire Başkan Yardımcısını ziyaret edip PKK terör örgütü aleyhine yaptığımız ilmi çalışmaları anlatıp Sayın Adnan Oktar’ın kitaplarını sunmuşlardır. DEAŞ, FETÖ, PKK aleyhinde yapılan ilmi faaliyetler ve A9TV’deki programlar neticesinde Sayın Adnan Oktar’a karşı bu terör örgütlerinden gelen tehditlere karşı alınacak güvenlik önlemleri konusunda istişare etmişlerdir.

Arkadaşlarımızın ikinci ziyaretlerinde Sayın Turgut Aslan, “Ziyaretiniz çok hayırlı oldu DEAŞ’a yapılan operasyonda Adnan Bey’in bulunduğu yerin krokisi çıktı yakında yazılı tebligat da gelir” diye belirtmiştir. Ayrıca güvenliğin arttırılması için bazı tavsiyelerde bulunmuştur.

Akabinde PKK, El Kaide, DHKPC, DEAŞ terör örgütlerinin tehditlerine karşı Devletimiz Sayın Adnan Oktar’a resmi koruma tahsis etmiştir.

Arkadaşlarımız 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminde teröristler tarafından kahpece vurulan ve Gazi ünvanına sahip olan Sayın Turgut Aslan’ı iki kez Gazi Üniversitesi Hastanesinde komadayken, sonrasında da GATA Rehabilitasyon merkezinde Bilkent’te ziyaret edip Sayın Adnan Oktar’ın kitabını kendisine sunmuşlardır. Arkadaşlarımız Hüma Hanım, Ceyda Hanım ve Eda Hanım Sayın Turgut Aslan’dan sonra da terör daire başkanlığını ziyaret edip Başkan Yardımcısı Sayın Ömer Uslusoy ve istihbarat Daire Başkanlığından bir görevliyi ziyaret edip PKK’ya karşı yapılan mücadeleyi hem fiziki hem de ideolojik olarak artırabilmek için öneriler sunmuşlardır. Sayın Adnan Oktar’ın bu konudaki TV programlarından derleyerek hazırladıkları yazılı notları kendilerine vermişlerdir.

Arkadaşlarımız Hüma Babuna, Ceyda Babuna 2017 sonu 2018 yılı başlarında Emniyet İstihbarat Daire Başkanlarından randevu istediler ve İstihbarat Daire Başkan Yardımcısına yönlendirildiler. Kendisini Ankara Yıldız’daki makamında ziyaret ettiler. Terör Daire Başkanlığındaki görüşmelerin bazılarına katılan ve dindar gruplarla ilgilendiğini belirten bir kişi de vardı. Bu görüşmede arkadaşlarımız Sayın İstihbarat Başkan yardımcısına İngiliz Derin Devletinin Türkiye’yi bölme planını anlattılar.

Ed Husain (asıl adı Muhammed Mahbub Husain) Morton Abramowitz ve Henri Barkey isimli istihbaratçıların Bipartisan Policy Center adlı düşünce kuruluşu kapsamında hazırladıkları raporu kendilerine sundular. (Bu rapor halka açık ulaşılabilir bir kaynakta bipartisanpolicy isimli sitede yayınlanmıştır) Bu raporda 2014 sonrasında Türkiye’de yaşanacak olaylar yer almakta, 2016 hain darbe girişimi öncesindeki olaylar adeta arka arkaya sıralanmakta ve ekonomik kriz çıkacağı ve sonunda bir gücün Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı devireceği anlatılmaktadır. (Sayın Erdoğan’ı tenzih ederiz) Daha evvel Terör Daire Başkanlığındaki görüşmelerimize katılan beyefendi arkadaşlarımıza, “Sizleri çok yakından takip ediyoruz. Getirdiğiniz tüm bilgileri inceliyorum, konuya vakıfım” demiştir. Arkadaşlarımız gerek PKK aleyhine gerekse de diğer konularla ilgili kendisine defaatle bilgi vermişlerdir.

Bu gibi ziyaretlerde arkadaşlarımızın görüştükleri tüm Devlet yetkilileri bizlerin ne kadar milli-manevi yönü güçlü insanlar olduğumuzu hem bilmekte hem de ifade etmektedirler. İngiliz Derin Devletinin Türkiye’yi bölme planını tüm gücümüzle deşifre ettiğimizi ve bu sebeple devamlı FETÖ ve İngiliz Derin Devletinin komplolarına maruz kaldığımızı da bilirler.

Arkadaşlarımız Hüma Babuna ve Ceyda Ertüzün, 12 Kasım 1999’da BAV Camiasına yönelik olarak yapılan haksız polis operasonu sırasında ve sonrasında yaşanan hukuksuzlukları gözaltı sürecinde İstanbul Organize Suçlarla Şube Müdürü Adil Serdar Saçan ve bazı emniyet mensuplarının Tuba Babuna Örmen ve arkadaşlarına yaptıkları işkenceleri 2007’de Üsküdar Adliyesi’nde Sn. Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik olarak başlatılan soruşturma sürecinde FETÖ mensubu emniyet görevlilerinin yaptıkları kumpasları, usulsüzlükleri, görev suiistimallerini, bunlarla ilgili arkadaşlarımızın resmi makamlara yaptıkları şikayet başvurularını anlattılar. Ülkemizin bekası ile ilgili konularda alınabilecek önlemler, PKK ile Devletimizin yaptığı silahlı mücadelenin yanında fikri mücadelenin de çok önemli olduğu, 15 Temmuz darbe girişiminin bir daha darbe olmaması için alınabilecek önlemlerle ilgili gözlemlerini hem sözlü hem de arkadaşlarıyla birlikte hatırladıkları yazılı bilgi notu halinde sundular.

İngiliz derin devletinin ülkemiz ve İslam dünyası üzerinde oynadığı oyunlarla ilgili gözlemlerini, ABD’deki düşünce kuruluşu CFR üyesi olan İngiliz ajanı Ed Husain’in Türkiye’ye kritik dönemlerde yaptığı ziyaretler, kurduğu ilişkiler ve yazdığı tweetlerle ilgili gözlemlerini anlattılar. Hazırlayanlar arasında Ed Husain’in de olduğu 2014 Türkiye Yerel Seçimleri öncesinde ABD’deki düşünce kuruluşu Bipartisan Policy Center tarafından yayınlanan , 15 Temmuz hain darbe girişimini 2 yıl öncesinden haber veren, içerisinde ülkemiz ve Cumhurbaşkanımız aleyhinde ifadeler bulunan (internette mevcut olan Sn. Recep Tayyip Erdoğan) raporu bilgi notu halinde sundular.  17-25 Aralık kumpası Gezi olayları ve 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında arkadaşlarıyla birlikte Devletimize, Hükümetimize ve Sn. Cumhurbaşkanımıza verdikleri destekten bahsettiler. Ed Husain’le birlikte Türkiye’ye gelip bazı resmi makamlarda ziyaretlerde bulunan İngiliz Derin Devletine bağlı bazı kişilerin Devletimiz, Hükümetimiz ve Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan ve İslam dini aleyhine yaptıkları faaliyetlerle ilgili gözlemlerini aktardılar. A9 TV’deki programların modern gençlik üzerinde olumlu etkilerinden arkadaşlarımızın düzenlediği konferanslar, sergiler, makale ve kitap çalışmalarından bahsettiler. Ordumuza, polisimize verdiğimiz desteği anlattılar. Camiamıza yönelik PKK, DEAŞ, DHKP-C, El- Kaide gibi terör örgütlerinin tehditlerini anlattılar.

Sn. Burhan Akçay arkadaşlarımız Ceyda Ertüzün ve Hüma Babuna’yı ziyaretlerinde de çok nezaketle karşıladı, çay kahve ikramlarında bulundu. Arkadaşlarımız Sn. Akçay’a Sn. Adnan Oktar’ın kitaplarını sundular.

 

Arkadaşlarımız Ceyda Ertüzün ve Hüma Babuna Sn. Mustafa Ayan’ı makamında iki defa ziyaret edip görüşmüşlerdir. İkinci ziyaretleri ağustos 2017 ‘dedir.

Yaşadıkları hukuksuzluklar, 2007’de Üsküdar Adliyesi’nde Sn. Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik olarak başlatılan Ceyda ve Hüma kardeşlerin, Ceyda Hn.’ın çocuklarının da dahil edildiği soruşturma sırasında FETÖ mensubu bazı emniyet müdürlerinin yaptıkları usulsüzlükler, görev suiistimalleri ve bu konuda resmi makamlara yaptıkları şikayet başvurularını anlatmışlar.

1999’da İstanbul Organize Suçlar Şubesinde Adil Serdar Saçan ve bazı emniyet görevlilerinin arkadaşlarımıza yaptıkları işkenceler İngiliz Derin Devleti’nin Türkiye ve İslam dünyası üzerinde oynadığı oyunlar PKK ile fikri mücadelenin önemi, 15 Temmuz hain darbe girişimi, bir daha darbe olmaması için alınabilecek önlemlerle ilgili gözlemlerini sözlü ve arkadaşlarıyla birlikte hatırladıkları yazılı bilgi notu halinde sunmuşlardır. Ed Husain’in kritik dönemlerde Türkiye’ye yaptığı ziyaretler, kurduğu ilişkiler ve yazdığı tweetlerle ilgili gözlemlerini aktardılar. Ve 2014 Yerel seçimleri öncesinde Bipartisan Polisy Center adlı düşünce kuruluşu tarafından yayınlanan 15 Temmuz hain darbe girişimini 2 yıl öncesinden haber veren, içinde ülkemiz ve Sn. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan aleyhinde ifadeler bulunan 2014 Turkey Local Elections başlıklı raporu bilgi notu halinde sundular. A9 TV’deki programların modern gençlik üzerindeki olumlu etkilerinden, arkadaş grubumuzun düzenlediği konferanslar, sergiler, internet siteleri, makale ve kitap çalışmalarından bahsettiler.

17-25 Aralık, Gezi olayları ve 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında arkadaşlarımızın Devletimize, Hükümetimize ve Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’a verdikleri desteklerden bahsettiler.

Sn. Mustafa Ayan her iki ziyaretlerinde arkadaşlarımızı nezaketle karşıladı. Çay kahve ikramlarında bulundu. Arkadaşlarımız Sn. Ayan’a Sn. Adnan Oktar’ın kitaplarından bazılarını sundular.

 

0 FacebookTwitterPinterestEmail

Türkiye’de Sn. Adnan Oktar’ın milli, yerli, cesur, kararlı sistematik bir faaliyetle Türk milletinin birlik ve beraberliğini, devletin bekasını ve Müslümanların refahı, mutluluğunu korumaya ve temin etmeye yönelik ne derece büyük bir çaba gösterdiği herkesin malumudur.

Bu çalışmalar Türkiye tarihinde bugüne kadar görülmemiş bir sivil “Devlet-Türkiye propagandası” hareketidir. Bu faaliyet kapsamında Türkiye aleyhinde kurgulanan tüm tuzaklar uluslararası platformda cesurca deşifre edilmiştir. Halk, tüm toplum uyarılmış, seferberliğe teşvik edilmiş ve milli-manevi duygular canlandırılmıştır. Bu faaliyetler neticesinde uzun bir aradan sonra ilk kez PKK’ya karşı dış operasyon başlatılmış, Türkiye’yi bölme projesi çöpe gönderilmiş, Rusya krizi barışla neticelendirilmiş, Rusya’yla tarihi bir işbirliği içine girilmiş, İsrail’in İran gibi çevre Müslüman ülkelere yönelik saldırı planları bastırılmış, Gezi olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe kalkışması gibi 3 büyük saldırıdan hükümet yara almadan çıkmayı başarabilmiş, MHP-AK Parti koalisyonu sağlanmıştır. 15 Temmuz darbesinde milletin, devletin etrafında set oluşturulmasında en büyük etkenlerden biri Sn. Adnan Oktar ve bizlerin söz konusu faaliyetleridir.

Arkadaşlarımızın ve Sayın Adnan OKTAR Cumhurbaşkanı Sayın ERDOĞAN’ı yirmi beş yılı aşkındır manen desteklemektedir. Rahmetli Sayın Necmettin ERBAKAN’ın Sayın ERDOĞAN’ı aday göstermesi için teşvik ettik; aday olduktan sonra seçim kampanyası döneminde arkadaşlarımız başta Altuğ Müştak BERKER olmak üzere ellerinden ne gelirse yaptılar. Sonunda Sayın ERDOĞAN İstanbul Belediye Başkanı seçildi.Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan’ın1994’te İstanbul Belediye Başkanı seçilmesinden sonraki ilk basın toplantısına arkadaşımız Altuğ Berker ile çıkmıştı. Yanyana fotoğrafları basında yer aldı. Gazetecilerin sorusu üzerine Sayın Erdoğan camiamızdan olumlu şekilde bahsetti, bizleri sahiplendi, bu anlatımı basın haberlerinde yer aldı. Basın, Sayın Adnan OKTAR ile birlikte arkadaşlarımızın desteğini haber yaptı.

12 Kasım 1999’da BAV camiasına yönelik olarak yapılan polis operasyonundan sonra Ceyda Ertüzün ve Hüma Babuna, Sn. Bahçeli’yi TBMM’deki makamında ziyaret edip operasyon ve gözaltı sürecinde yaşanan hukuksuzluklar ve işkencelerle ilgili bilgilendirmişlerdi. Sn. Bahçeli, arkadaşlarımızın anlattıklarını çok nezaketle dinlemişti. Daha sonraki yıllarda arkadaşlarımız Sn. Bahçeli’yi MHP Genel Merkezi’ndeki makamında ziyaret ettiler. Yine kendilerinin ve arkadaşlarının yaşadıkları hukuksuzlukları, yaşları ileri olmasına rağmen kendi aileleriyle birlikte birkaç arkadaşlarının ailelerinin kendilerine çocuk muamelesi yaptıklarını anlattılar. Hüma Babuna, Sn. Bahçeli’ye “Biz yaşlanıyoruz, siz hiç yaşlanmıyorsunuz” diye latife yaptı. Sn. Bahçeli bu söz üzerine güldü. Her zamanki gibi çok kibar ve nezaketliydi. Kendisine Sayın Adnan Oktar’ın bazı kitaplarını hediye ettiler.

Daha sonra bir bayram gününde Hüma Babuna, Eda Babuna ve Ceyda Ertüzün, MHP Genel Merkezi’nde bayramlaşma törenine katılarak, Sayın Devlet Bahçeli’nin bayramını tebrik ettiler ve Sayın Adnan Oktar’ın “Komünist Kürdistan Tehlikesi” adlı kitabını hediye ettiler.

Ceyda Ertüzün’ün cep telefonuna yıllardır, bayram ve kandil günlerinde Sayın Devlet Bahçeli tarafından kutlama ve iyi niyet mesajları gelir.

Süleyman Demirel- 9. Cumhurbaşkanı
Ceyda, 9.uncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’le, eşi Prof. Tevfik Ertüzün’ün Doğru Yol Partisi (DYP) milletvekilliği yaptığı dönemde tanışmıştı. Tevfik Ertüzün İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi iken o dönemde DYP Genel Başkanı olan Süleyman Demirel’in davetiyle siyasete atıldı. 1987-1991 yılları arasında DYP Zonguldak milletvekilliği ve DYP Genel İdare Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu. CeydaErtüzün eşi ile birlikte katıldığı resmi toplantılarda hem de Demirel’lerin evlerine yaptıkları bayram ziyaretlerinde Süleyman Demirel ve eşi Nazmiye Hanımefendi ile birçok defa sohbet etme imkanı buldu. Süleyman Bey, Ceyda Ertüzün’ü her gördüğünde çocuklarının isimleriyle hatırlarını sorardı.

12 Kasım 1999’da (Adnan Oktar ve arkadaşlarına) Bilim Araştırma Vakfı camiasına yönelik olarak yapılan polis operasyonu sonrasında kardeşi Hüma Babuna, arkadaşları Altuğ Berker (BAV Başkanı) ve Timur Ayan’la birlikte Süleyman Demirel’i Ankara Güniz Sokak’taki evinde ziyaret ettiler. Timur Ayan, Bilim Araştırma Vakfı camiasına yönelik olarak yapılan polis operasyonlarında gözaltına alınıp tutuklanmış ve 4 ay cezaevinde kalmıştı. Demirel’i ziyarete gittiklerinde Timur Ayan hapisten çıkalı bir hafta olmuştu. Demirel bu durumdan çok etkilendi. Arkadaşlarımız ziyarete giderken yanlarında Sn. Adnan Oktar’ın kitaplarını götürmüşlerdi. Demirel yanındaki uzun sehpanın üzerinde duran kitapların üzerine elini koydu ve “Size bir tek soru soracağım. Adnan Bey’e sadakatiniz nereden kaynaklanıyor” dedi. Arkadaşlarımız da, Sn. Demirel’e, Adnan Oktar’a olan sadakatlerinin Adnan Bey’in imanından ve sevgisinden kaynaklandığını detaylı bir şekilde anlattılar. Demirel “Kitapları tek tek okuyacağım” dedi.

Arkadaşlarımız ayrıca 12 Kasım 1999’da polis operasyonuyla başlayan süreçte yaşadıkları hukuksuzlukları ve İstanbul Organize Suçlar Şubesi’ndeki gözaltı sürecinde yaşanan işkenceleri anlattılar.

Arkadaşlarımız evden ayrılırken Süleyman Demirel’in elini öptüler, o da onları yanaklarından öperek uğurladı.

12 Kasım 1999’daki polis operasyonunda Ceyda Ertüzün’ün merhum eşi ve çocuklarıyla oturmuş olduğu 1998’de eşinin vefatından sonra oturmaya devam ettiği İstanbul Bağdat Caddesi’ndeki evine de polis baskını yapılmış ve İstanbul Organize Suçlar Şubesi tarafından bazı eşyalarına hukuksuz bir şekilde el konmuştu.

2000 yılında Devlet Güvenlik Mahkemesinde (DGM) başlayan ve 2006 yılında beraat kararı çıkan Bilim Araştırma davasının iddianamesinde Ceyda Ertüzün sanık olmadığı halde, hukuksuz olarak evi ile ilgili, örgüt evi, merhum eşi Tevfik Ertüzün’den kalan aile kasası ile ilgili olarak da örgüt kasası iddialarında bulunulmuştu.

Süleyman Demirel 2002 yılında BAV davası sırasında DGM’ye, Ceyda Ertüzün’ü ve ailesini tanıdığını ve olumlu görüşlerini beyan eden bir mektup yazarak yazılı tanıklık yapmıştı.

Sayın Adnan Oktar’ın yakın çevresinden Meltem Daban ve Hüma Babuna 1999’daki arkadaş grubumuza yapılan büyük operasyondan sonra devam eden dava esnasında Emine Erdoğan Hanımefendi’yi Üsküdar’daki evlerinde ziyaret ettiler ve yaklaşık 2-3 saat sohbet ettiler. Yanlarında Sn. Numan Kurtulmuş’un yiğeni de vardı. Eğer sözde suç örgütü iddiası doğru olsa devletimizin güvenlik birimleri asla o kapıdan girmelerine izin vermezdi.

Hanımefendiye Adnan Oktar Bey ve arkadaşlarımıza Adil Serdar Saçan’ın İstanbul Emniyetinde işkence yaptığını, bir gecede 93 kişinin gözaltına alındığını, gözleri bağlı şekilde, kalorifer borularına kelepçelenerek taş betonda oturtulduklarını, bazı arkadaşlarımızın sakatlanıp çok zor durumda kaldıklarını, bunun sonrasında da baskının yıllarca devam ettiğini, bir kısım basının operasyonla eşzamanlı olarak iftira kampanyası başlattığını fakat bütün iftiraların asılsız olduğunu anlattılar.
Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi çok hoşsohbetti, neşeli ve çok nezaketliydi. Arkadaşlarımızı çok iyi ağırladı, neşelendirdi, şevklendirdi, ikramlarda bulundu. Okuldan gelen kızı Sümeyye Erdoğan’ı da yanlarına davet edip, arkadaşlarımızla tanıştırdı. Sümeyye Hanım, okulda yaşadıkları başörtüsü sorunlarını arkadaşlarımıza anlattı, arkadaşlarımız kendisini teselli ettiler. İkindi namazı vakti geldiğinde Sn. Cumhurbaşkanımız’ın o zamanki çalışma odasında namazımızı kıldılar. Bu davetin ardından, Sn. Hanımefendi’yle İstanbul Üsküdar’da bir restoranda muhafazakar camiasının önde gelen hanımlarının davet edildiği yemekli bir toplantıya da katıldılar. Bu toplantıda ayrıca Numan Kurtulmuş Bey’in eşi Sevgi Kurtulmuş Hanım da vardı. Uzun uzun memleket meseleleri üzerine sohbet ettiler.

Yakın tarihte arkadaşlarımız Meltem Daban ve Pınar Akkaş Sn. Cumhurbaşkanımız ve kıymetli eşi Hanımefendi ile Emine Erdoğan Hanım’ın özel kaleminin düğün töreninde de bir araya geldiler. Yine yakın zamanda AK Part Milletvekili Harun Karaca’nın daveti üzerine Sn. Cumhurbaşkanımız’ın da katıldığı bir davete protokolden katıldılar. Hatta bu toplantının bitiminde Sn. Burhan Kuzu Hocamızın daveti üzerine Florya’da ünlü bir et lokantasında danışmanlarıyla birlikte yemek yediler.

Ayrıca arkadaşlarımız Eda Babuna ve Hüma Babuna Sayın Tayyip Erdoğan’la İstanbul’da bir sağlık kurumunun açılış töreninde biraraya geldiler. Arkadaşlarımız tören sonrasında sadece dönemin İstanbul Valisi ve bakanlar dahil 23 kişinin alındığı binada Sayın Erdoğan’a o dönemdeki FETÖ’cülerin kumpası neticesinde açılan davada yapılan hukuksuzlukları anlattılar. Sayın Erdoğan yanındakilere, “Pazartesi günü dosyayı masamda istiyorum” dedi. Arkadaşlarımız çok olumlu ve sevgi dolu davranan Sayın Erdoğan’a sevgi ve saygılarını ifade edip görüşmeden ayrıldılar.
Daha sonra arkadaşımız Hüma Babuna, hanım arkadaşlarımızla birlikte kıymetli bir siyasetçimizin nikah töreninde Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan Beyefendi ile görüştüler.

Arkadaşımız Hüma Babuna, sosyal medya üzerinden uzun yıllar Cumhurbaşkanımız’ın Büyükelçi Özel Kalem Müdürü Sayın Dr. Hasan Doğan ile bağlantıdaydı. Sayın Hasan Doğan’a sık sık Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan Bey’e aktarılmak üzere, arkadaş camiamız ile ilgili bilgiler aktarıyordu. Şöyle ki, Sayın Adnan Oktar’ı ziyarete gelen Musevi misafirler ve İsrail’deki ziyaretler hakkında bilgilere vererek bu misafirlerin geliş ve arkadaşlarımızın İsrail’e gidiş amacımızın Türkiye-İsrail barışını sağlayıp, Ortadoğu’da kanı durdurmak olduğunu, Türkiye’nin güçlenmesi için yaptığımız bu görüşmelerin faydalarını anlattı.

Hüma Hanım ayrıca, Kuran’da Musevilerle Hristiyanlarla tevhidde ittifakın, yani ehl-i kitapla birlik olup ateizmle mücadelenin farz olduğu ve bu çalışmaları da bu maksatla yaptıklarını Sayın Doğan’a belirtti.

Bu konu dışında arkadaşımız Hüma Babuna Dr. Hasan Doğan’a 15 Temmuz darbesi sonrasında güvenlik önlemlerinin arttırılması ve ülkenin bekasına yönelik alınabilecek tedbirler konusunda Sayın Adnan Oktar’ın görüşlerini aktardı. Ayrıca İngiliz Derin Devleti’nin ajanlık faaliyetleri ve Sayın Erdoğan’ı indirme planları olduğuna dair yazılı notlar gönderdi.

Arkadaşlarımız Eda Babuna, Hüma Babuna, ve Ceyda Ertüzün Sayın Erdoğan’ı ziyaret talebinde bulundular. Bu talep üzerine Sayın Dr. Hasan Doğan, arkadaşımız İbrahim Tuncer ile karşılaştığında, Sayın Erdoğan’ın üç arkadaşımızı davet edeceklerini belirtti.

Arkadaşlarımız Ceyda Ertüzün ve Hüma Babuna, Başbakan Sayın Binali Yıldırım’la Ankara’da bir mekânda görüştüler. Sayın Binali Yıldırım’a Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşları olduklarını bildirdiler. Devlet adabını bilen, son derece nezaketli bir insan olan Sn.Binali Yıldırım arkadaşlarımızı çok neşeli ve sevgi dolu karşıladı. Kendisine has, samimi üslubuyla hatırlarını sordu. Arkadaşlarımız kendisine Türkiye’de beka sorunu oluşturabilecek bazı konularla ilgili fikirlerini anlattılar. Daha sonra birkaç kez Binali Yıldırım Bey’in danışmanı, Devlet adabını bilen,  Sn. Ömer Sertbaş Bey’e PKK ile daha etkin bir mücadele için alınabilecek önlemler ve İngiliz Derin Devleti’nin Türkiye’yi bölme planına dair bazı notlar sunup Binali Yıldırım Bey’e iletmesini rica ettiler.

Arkadaşlarımız Hüma Babuna ve Eda Babuna uzun yıllar önce Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu milletvekilliği döneminde TBMM’deki makamında ziyaret etmişlerdi. Arkadaşlarımız kendisine camiamıza yapılan hukuksuz uygulamalar, sahte ihbar ve yalancı tanıklarla geçmişte açılan davalarla ilgili bilgi verdiler. Kendisine, “Bazı kişilerin bizleri içe kapalı antisosyal bir camia gibi tanıtmaya çalıştıkları, hanımları eve kapatılmış, ezik, içine kapalı gibi göstermeye uğraştıklarını, oysa ki arkadaş grubumuzda özgür bir anlayışın hâkim olduğunu, tüm hanım arkadaşlarımızın iyi eğitimli, dışa dönük kişiler olduğunu, birkaç aile hariç tüm ailelerin çocuklarını ve Adnan Oktar Bey’i takdir edip desteklediklerini” anlattılar.

Arkadaşlarımız yıllar sonra, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP genel merkezindeki makamında ziyaret ettiler. Ceyda Ertüzün, Aylin Atmaca, Eda Babuna, Hüma Babuna Sayın Kılıçdaroğlu’na neden referandumda Ak Parti ve Sayın Erdoğan’ı desteklediklerini anlattılar. Demokrasinin varlığı açısından CHP ve diğer partilerin varlığının önemli olduğunu, ancak Türkiye’nin bekası açısından birliğin, beraberliğin öneminden ve kritik durumlarda Hükümete destek verilmesinin gerekliliğinden bahsettiler. Ayrıca, şahsi sert eleştiriler yerine çeşitli siyasi konularda görülen risklere yönelik eleştirilerin yöneltilmesinin daha verimli olacağından ve yapıcı olmanın aciliyetinden bahsettiler.

Sayın Kılıçdaroğlu da arkadaşlarımıza o dönemdeki siyasi çalışmalarıyla ilgili broşürleri içeren bir dosya sundu. Ve arkadaşlarımızı her zamanki güler yüzlü, nezaketli haliyle çok güzel ağırladı.

Sn. Cumhurbaşkanımızın en yakın danışmanlarından eski bakan, şu anda Ak Parti Sözcülüğü görevini üstlenen Sn. Ömer Çelik Bey arkadaşlarımızın çok iyi tanıdığı insanlardan biridir. Kendisinin Yeni Şafak’ta yazdığı günlerden beri arkadaşlarımız Aylin Atmaca, Meltem Daban, Huma Babuna, Erkan Seyhan, Ömer Çelik Bey’le sık sık görüşmüşlerdir. Sonrasında defalarca Ankara’da birçok restoranda bir araya gelip yemek yemişler, sabah kahvaltıları yapmışlardır.

Arkadaşlarımızdan Aslıhan Hantal ve Hüma Babuna’nın gerçekleştirdiği görüşmede Sayın Mahir Ünal Ak Parti yönetimindeydi ve milletvekilliği, Bakanlık yapmıştı. Arkadaşlarımız kendisine grubumuzun faaliyetlerini uzun uzun anlattılar. Mahir Ünal Bey de arkadaşlarımıza A9TV’deki canlı yayınların hikmetini sordu. Arkadaşlarımız kendisine, “Adnan Oktar Bey’i öğrencilik yıllarından beri tanıdıklarını, milli manevi değerlerine çok bağlı insanlar olmalarına vesile olduğunu, atılan iftiraların aslı olmadığını, TV programlarının gençlerin daha güzel ahlaklı, daha milli manevi değerlerine bağlı olmasını amaçladığını” belirttiler. Mahir Ünal Bey arkadaşlarımız Aslıhan Hantal ve Hüma Babuna’yı çok güler yüzlü ve neşeli karşıladı.

Yıllar sonra arkadaşlarımız Eda Babuna ve Hüma Babuna Mahir Ünal Bey’i TBMM’deki odasında ziyaret ettiler. Bu görüşmede, o dönemde Başbakan danışmanı olan Ak Parti milletvekillerinden Sayın Yalçın Akdoğan Bey de vardı. Arkadaşlarımız kendilerine camiamıza yönelik haksız saldırılar olduğunu, arkadaş grubumuzun güzel ahlaklı, haysiyetli, namuslu, maneviyatlı kişilerden oluştuğunu ve Allah’ın samimi gayretimize karşılık faaliyetlerimizde bereket verdiğini anlattılar. Mahir Ünal Bey arkadaşlarımıza sosyal medya faaliyetlerimizi çok etkili bulduğunu belirtti ve bizi takip eden kitle ile ilgili merak ettiklerini sordu.

AK Parti’nin kurulduğu yıllarda, arkadaşlarımız Aylin Atmaca, Meltem Arıkan Daban ve Erkan Seyhan o sırada milletvekili olan Sayın Cemil Çiçek’i evinde ziyaret ettiler. Evinde gerçekleşen ziyaret sırasında kendisine Adnan Oktar Bey’den, arkadaş grubumuzdan ve çalışmalarımızdan bahsettiler. Sayın Cemil Çiçek ve eşi arkadaşlarımızı çok güzel ağırladılar.

Arkadaşlarımız Sayın Cemil Çiçek’i milletvekili iken TBMM’deki odasında ziyaret etmişler ve Sayın Çiçek arkadaşlarımız gayet güzel ağırlayıp, sohbet etmişler. Arkadaşlarımız odada iken Sayın Çiçek, odaya Yozgat’ın bir köyünden, yaşlı bir amcayı almıştır. Yaşlı amca Cemil Bey’e hediye olarak ev yapımı gözleme tarzı bir şey getirmiş ve vermek istemiş. Cemil Bey de kendisinin hediye kabul etmediğini ve bu hediyeyi de kabul etmeyeceğini söylemiş. Cemil Bey görüşmede arkadaşlarımıza emsal karara ya da işlerine yarayacak bir karar örneği vermiştir.

2009-2010 yılı gibi Cemil Çiçek Bey Devlet Bakanı iken, Av. Hayrullah Bey aracılığıyla arkadaşlarımız Aylin Atmaca, Ayşegül Hüma Babuna, Eda Babuna, Ceyda Ertüzün’ü Başbakanlıktaki makamında ağırlamıştı. Cemil Bey’in özel kalemi birkaç kez odaya girip nazikçe arkadaşlarımızın gitmesini ifade etmeye çalışsa da Cemil Bey görüşmeyi sonlandırmayıp, devam ederek, uzun bir görüşme yaptı. Bu görüşme esnasında Cemil Bey arkadaşlarımıza sık sık çay-kahve ikramı yaptırdı.

 Görüşme esnasında Cemil Bey, Aylin Hanım’a 10 yıl önce evlerine yaptığı ziyareti hatırlattı. Cemil Bey’in hafızası çok iyiydi, Aylin Hanım’ın 10 yıl önce Cemil Bey’i aradığında hangi semtten aradığını, kendisinin Aylin Hanım’ı ve arkadaşlarını evine davet ettiğini, evinde ağırladığını, o güne ait detaylar vererek anlatmıştı. Cemil Bey’in Aylin Hanım’ı ve kendisiyle yaptığı görüşmeye dair detayları bu kadar net hatırlaması Aylin Hanım’ı şaşırtmıştı.

Aylin Atmaca, Sayın Taner Yıldız ile ilk kez milletvekili iken TBMM’de tanışmıştı. Taner Bey’i odasında ziyaret etmişti ve güzel ve uzun bir sohbetleri olmuştu. Sohbet esnasında Adnan Bey’den, yazdığı eserlerden, yapılan çalışmalardan bahsedilmişti. Taner Bey, arkadaşlarımıza çay-kahve ikramlarında bulundu ve güleryüzle uğurladı.

Arkadaşlarımız, Taner Bey Enerji Bakanı olunca kendisini defalarca ziyaret etti. Taner Bey, Aylin Atmaca’ya cep telefonu numarasını verdiği için, özel kalemi aracılığıyla değil bizzat cep telefonundan bağlantı kurardı. Taner Bey nazik ve çok ilgili bir insan olduğu için Aylin Hanım’ın telefonunu hemen cevaplardı. Ankara’daysa hemen davet ederdi. Bazen de “Tabi buyurun görüşmeyi Ankara’da mı İstanbul’da mı istiyorsunuz?” diye sorardı. Aylin Hanım da Ankara’da ağırlıklı bulunmakla birlikte İstanbul’a da çok sık gidip geldiği için kendisi de toplantılar nedeniyle İstanbul’da da Ankara’da da olabildiği için nerede isek orada görüşebileceğimizi söylerdi. Çok nezaketli bir insandı. Arkadaşlarımızı odasının kapısına değil asansöre kadar geçirir, asansöre bindirip öyle giderdi.

Aylin Atmaca yanında bir arkadaşımız ile, Enerji Bakanı Hilmi Güler Beyi de makamında ziyaret etmişti. Adnan Beye çok selamlarını söylemişti. Görüşme esnasında elektrikler kesilince Enerji Bakanlığında bile elektrik kesiliyorsa diye espri yapmıştı. Hilmi Bey çok nezaketli bir insandı. Aylin Hanım, özel kaleme bile ihtiyaç duymadan kendisi ile cep telefonundan görüşebiliyordu. Aylin Hanım, Hilmi Bey’i milletvekili yaptığı dönemde de ziyaret etmişti.

Aylin Atmaca, Sayın Abdülkadir Aksu ile ilk kez mecliste tanışmıştı. Kendisiyle çok samimi, sıcak sohbet etti. Adnan Bey’e selamlarını yolladı. Aylin Hanım bu şekilde birkaç kez TBMM’deki odasına gitti. Ofisinde oldu. Abdülkadir Bey ile görüşmeye bir kez Ayşegül Hüma Babuna ile birlikte gitti.

Arkadaşlarımız bir seferinde Tunalı Hilmi Caddesi üzerinde Beymen’in altındaki Goya Cafe’de Abdülkadir Bey ile buluştu. Abdülkadir Bey çok olumlu, çok candandı. Hem camiamıza yönelik hem arkadaşlarımıza çok sıcaktı. Adnan Bey’in halini hatırını hep sormuştu. Aylin Hanım, Abdülkadir Bey ile bir kez Ankara Beymen’de alışveriş yaparken karşılaştı. Aylin Hanım işini bitirmiş, kasada ödemesini yapmış çıkmak üzereyken, Abdülkadir Beyle karşılaşınca kendisi Beymen’in altındaki kafetaryaya arkadaşlarımızı ısrarla davet etti ve ama arkadaşlarımızın acelesi olduğu için davete icabet edemediler.

Sayın İçişleri Bakanımız mecliste arkadaşlarımızla karşılaştığında da mutlaka ilgilenir, hal, hatır sorardı.

Aylin Atmaca ve bazı arkadaşlarımız Hayati Yazıcı Bey Bakan iken randevu alıp kendisiyle görüşmeye gittiler. Hayati Bey arkadaşlarımızı gayet güzel karşıladı. Görüşme esnasında Hayati Bey’in eşi aradı, o esnada arkadaşlarımızla konuşmaya ara verip eşine bazı cevaplar verdi. Eşi, Hayati Bey’e verilecek kıyafetlerini sordu, Hayati Bey de cevap verdi, uzun bir konuşma oldu. Hayati Bey telefonu kapatınca arkadaşlarımızla sohbete devam etti.

O dönem Mehmet Ali Şahin Bey, Adalet Bakanı idi, arkadaşlarımız kendisini ziyaret etmek istiyordu. Arkadaşlarımız camiamızın geçmişte yaşadığı işkenceleri anlattılar Hayati Beye. Türkiye’de işkencenin sonlanması gerektiğini konuştular. AK Parti olarak kendileri de bu konuda hassaslardı, bununla ilgili olarak hukuki düzenlemeler yaptılar ve gerçekten onların döneminde işkence sonra erdi. AB Uyum Yasalarının da etkisi vardı bunda. Arkadaşlarımız kendilerini hem yaşadıklarımız hakkında bilgilendirdi hem de vakıf çalışmalarımızdan, faaliyetlerimizden bahsedip bilgi sundu. Hukukla, işkencenin bitmesi ile ilgili konulara arkadaşlarımız girince ve Adalet Bakanımızdan da randevu isteyeceğimizi, yakında kendileriyle de görüşme talebimiz olacağını bildirince Hayati Bey hemen arkadaşlarımıza büyük bir jest yaptı. Arkadaşlarımızın yanından Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’i aradı, arkadaşlarımızdan bahsetti ve randevu istedi, arkadaşlarımızın hemen gelebileceğini söyledi. Mehmet Ali Bey de makamında olduğunu ve arkadaşlarımızı beklediğini söyledi. Arkadaşlarımız da Hayati Bey’e teşekkür edip, makamından ayrılıp Adalet Bakanlığına geçtiler.

Arkadaşlarımız Hayati Bey aynı zamanda avukat olduğu için kendisine Türkiye’deki hukuki sorunları anlatmanın yararlı olacağını düşünüyordu.

Bir seferinde de arkadaşlarımız Hayati Bey ile İstanbul’da bir düğünde bir araya geldiler. Mihrimah Sultan Korusu’ndaydı düğün. Aylin Hanım’ın düğünde Hayati Beyle sohbet etme imkânı oldu. Hayati Bey yapısı itibariyle ciddi ama ilgiliydi.

Ali Coşkun Bey arkadaşlarımızı AK Parti Milletvekili Necati Çetinkaya’ya ait olan Çetinkaya Mağazalarının en üst katında kabul etti. Ali Coşkun Bey’i, Ankara Turan Güneş Meydanı’ndan Cumhurbaşkanlığı köşküne inen yolda soldaki Çetinkaya Mağazasında ziyaret ettiler. Randevuyu Ceyda Ertüzün almıştı. Bu görüşmede Ceyda Ertüzün, Hüma Babuna, Eda Babuna, Aylin Atmaca  vardı. Arkadaşlarımızı çok candan ağırladı, uzun sohbet ettiler.

Bir gün de Aylin Atmaca ve Ceyda Ertüzün, Ali Coşkun’un evine ziyarete gittiler. Evde Ali Coşkun Bey’in eşi ve küçük oğlu vardı. Ali Bey arkadaşlarımızın geleceğini biliyordu, selamlarını yollamıştı. Eşi arkadaşlarımızı çok güzel ağırladı. Arkadaşlarımız camiamızdan ve çalışmalarımızdan bahsettiler. Eşi çok olumluydu.

Aylin Atmaca, Burhan Kuzu ile milletvekili olduğu dönemde tanışmıştı. Arkadaşlarımız kendisine ilk görüşmelerinde Adnan Oktar Bey’den, çalışmalarımızdan, Adnan Bey’in kitaplarından bahsettiler, Burhan Bey çok olumlu tepki verdi. Burhan Bey’in arkadaş grubumuzdan başka tanıdıkları da varmış. Adnan Bey’e selamlarını söyledi, kendi cep telefonunu verdi. Genelde milletvekilleri, bakanlar kendi özel cep telefonlarını vermezler. Sekreterlerinden ya da danışmanlarından kendilerine ulaşılsın isterler. Fakat arkadaş grubumuzu, AK Partili bakan ve vekiller, kendilerine yakın gördükleri ve samimi buldukları için kendi özel cep telefonlarını kendiliklerinden, arkadaşlarımız talep etmeden verirlerdi. Bu arkadaşlarımız için, güven, samimiyet, iyi niyet ve nezaket göstergesidir.

Aylin Hanım, Burhan Bey TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı olduğunda da makamına çok gidip geldi. Türkiye’de Başkanlık Sistemi ilk gündeme getirildiğinde de camiamızın, üniter yapımız açısından bazı samimi endişeleri olmuştu. Aylin Hanım hemen Burhan Hocamızdan randevu aldı. Arkadaşımız Aslıhan Hantal birlikte TBMM Anayasa Komisyonu Başkanlığı’ndaki odasına ziyaret gittiler. Burhan Bey’in masasının önündeki tek kişilik iki koltuk da arkadaşlarımız içeri girdiğinde iki ayrı misafir oturuyordu. Bu nedenle Aylin Hanım ve Aslıhan Hantal da kapıya yakın koltuklara oturdular. Arkadaşlarımıza kahve ikram etti. Arkadaşlarımız, Burhan Bey’e Başkanlık Sistemi ile ilgili sorular sordu, verdiği cevapları not aldılar. Aylin Hanım, Adnan Bey’in de üniter yapının tehlikeye girmesi ile ilgili benzer endişeleri olduğunu, İstanbul’a gittiğinde imkan olursa Burhan Hoca’nın anlattıklarını iletebileceğini söyledi. Burhan Kuzu “Tabi ilet mutlaka, selamlarımı da söyle Hocaya. Ben bu Başkanlık Sistemine ömrümü verdim. Türkiye için çok iyi olacak” dedi. Arkadaşlarımız kendisine çok fazla soru yöneltti. Arkadaşlarımızın görüşmesi uzun sürünce diğer iki misafir aralarda izin isteyip ayrı ayrı kalktılar. Konuşma bitince Burhan Bey arkadaşlarımızı uğurladı. Her zamanki gibi çok candandı, “Yine beklerim, Hocaya selam söyleyin” dedi.

Başka bir zaman da Burhan Kuzu’yu Aylin Atmaca A9 TV’de yaptığı programa davet etti. Daveti hemen kabul etti. Saat ve gün konusunda anlaştılar. Aylin Hanım gelecekleri adresi Burhan Bey’in sekreterine bilahare yazdırdı. Aylin Hanım o dönemde Ankara Oran’da kiracı olarak oturduğu evi homeofis gibi kullanıyor, çekimleri evin salonunda yapıyordu. Aylin Hanım, Burhan Hoca geldiğinde arkadaşlarımızla birlikte karşıladılar. Evde çekimi gerçekleştirecek teknik işlerle ilgilenen arkadaşlarımız da vardı. Burhan Hoca her zamanki gibi çok doğal, samimi, sevgi doluydu arkadaşlarımıza karşı. Çekim öncesinde salonun ortasındaki koltuklarda, oturma grubunda Burhan Bey’le sohbet ettiler, oturdular. Arkadaşlarımız çay ve ikram yaptılar. Burhan Kuzu’nun sohbeti çok güzeldi, evi beğendiğini ifade etti. Çekim için cam kenarındaki oturma grubuna geçtiler ve çekime başladılar. Çekimden sonra da sohbet ettiler ve sonra Burhan Bey’i uğurladılar.

AK Parti kurucularından Mehmet Ali Şahin Bey Adalet Bakanı iken, Hayati Yazıcı Bey kendisini arayıp randevu aldı ve Aylin Hanım iki arkadaşıyla birlikte kendisini Adalet Bakanlığı’ndaki makamında ziyaret ettiler. Mehmet Ali Bey arkadaşlarımızı makamında çok güzel ağırladı. Hem Adnan Bey’den ve faaliyetlerimizden bahsettiler, hem de 1999’da yaşadığımız işkence olaylarından söz ettiler. Mehmet Ali Bey arkadaşlarımıza çay kahve ikramlarında bulundu. Adnan Bey’den sevgi ve saygı ile bahsetti. Arkadaşlarımızın, kendisinin çok selamlarını iletmelerini istedi. Adnan Bey’le eski yıllardan tanıştıklarını söyledi. Uzun bir sohbet oldu. Arkadaşlarımızı kapıya kadar geçirdi. Özel kalem ekibi de Sayın Bakanımızın bu tavrından ötürü arkadaşlarımızı diğer ziyaretçilerin girdiği kapıdan değil protokol kapısından uğurladılar. Arkadaşlarımız makama geldiğinde de yine protokol kapısından kırmızı halıdan giriş yapmışlar, yine aynı yerden uğurlandılar.

Yıllar sonra başka bir zaman TBMM’de AK Parti milletvekillerimiz Gürsoy Erol Bey’in yanındayken, Gürsoy Bey arkadaşlarımızı TBMM Başkanlığında üst düzey görevde olan Mehmet Ali Şahin’in odasına götürdü. Orada da yine çok güzel ağırlandılar ve sohbet ettiler.

2000’li yılların başında AK Partinin kuruluş aşamalarının olduğu dönemde arkadaşlarımız Ömer Çelik Bey’le sık sık görüşüyordu. Aylin Atmaca, Meltem Arıkan Daban, Ayşegül Hüma Babuna, Erkan Seyhan gibi kişilerle ikişerli, üçerli olarak bir araya geliyorlardı. Ömer Çelik Bey arkadaşlarımızı bir keresinde o zamanlar Ankara’nın ünlü bir restoranı olan Budak Altı’nda ağırlamıştı. Arkadaşlarımızı sık sık ya bruncha, ya yemeğe ya da bir kafeye davet ederdi. Arkadaşlarımızı bir kez de Ömer Çelik’i Yeni Şafak Gazetesi’nde çalışırken ziyaret etmiş ve çok güzel ağırlanmıştılar.

0 FacebookTwitterPinterestEmail

Türkiye aleyhtarı dış saldırı ortamlarında ayakta tutulması ve teşvik edilmesi gereken milli seferberlik ruhu toplumun sadece siyasi alanını değil tüm kademelerini kapsaması gereken topyekûn bir müdafaa bilincidir. Bunun en önemli ayaklarından biri bürokrasidir. Bürokrasi devlet demektir. Fakat insanlardan oluşmaktadır. Her insanın siyasi görüşü, inanç şekli, ahlak anlayışı, düşünce yapısı farklıdır. Dolayısıyla bürokrasiye her ne kadar devlet bilinci hakim olsa da ister istemez siyasi farklılıklar, düşünce ayrılıkları bazen kendini gösterebilmektedir. Üstüne üstlük FETÖ gibi hain yapılanmalar bu alana sızdıysa bu durum devleti kökünden dinamitleyecek ciddi bir tehlikedir. Bizler yukarıda bahsetmiş olduğumuz gibi toplumun her ferdini kapsayan, birlik beraberliği teşvik etmeye yönelik kapsamlı bir faaliyet içine girdik. Bu doğrultuda bürokratik çevrede oldukça geniş bir alana yayılan görüşmeler zinciri gerçekleştirdik.

Gezi olayları sonrası 17-25 Aralık öncesi Ortadoğu ve Türkiye’deki karanlık atmosfer olayları ve kendi yaşadıklarımızı da farklı açılardan değerlendirmemize vesile oldu. Bize yönelik saldırıların, bunların sorumlularının aslında hükümete ve Türkiye’ye yönelik dış hareketlerden bağımsız olmadığını, bunların hepsinin Ortadoğu’ya yönelik ana planın bir parçası olduğunu gördük. Oyun içinde bizlere yönelik açılan hukuksuz soruşturmaların sorumlularını ve dosya içeriklerini incelediğimizde bunların emniyet ve bürokrasiye sızma ahtapot bir yapılanma olduğunu tespit ettik. Bunların her yerde ayağı vardı. Pervasızca hukuksuz ve kanundışı girişimlerde bulunabiliyor, yasaları, yetkilerini kullanarak çiğnemede gözü kara ilginç bir cesaret gösterebiliyorlardı. Bu yapıyı devlet kurumları nezdinde deşifre etmeye ilgilileri şikayet etmeye karar verdik. Bu kişilerin başlıcaları Nazmi Ardıç, Yakup Saygılı, Fikret Seçen, Mutlu Ekizoğlu ve alt kadrolarıdır. Bunların bize yönelik kurguladıkları kapsamlı komplonun hedefinin sadece bizler değil aslında hükümet, devlet, Türkiye ve Müslümanlar olduğunu gösteriyordu. Bu kapsamda yaptığımız görüşmeler ve şikayetlerimizi sunduğumuz makamlar; İçişleri Bakanlığı, MİT, Emniyet Genel Müdürlüğü, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı.

Bu başvurular neticesinde 17-25 Aralık öncesi devlet kadrolarındaki FETÖ’cü yapılanmanın önde gelenleri ve 17-25 Aralık komplosunun sorumlularıyla ilgili soruşturmalar açılmıştır. EGM tarafından açılan disiplin soruşturmalarından bir kısmı ceza ile neticelenmiştir. Bu doğrultuda önde gelen devlet makamlarının bir çoğunu 17-25 Aralık öncesi Türkiye’deki Gezi olayları sonrası olabilecek farklı saldırılara ve devlet kadrolarındaki FETÖ yapılanmasına karşı uyardık.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI ESKİ TEFTİŞ KURULU BAŞKANI SAYIN ORHAN TAVLI İLE ARKADAŞLARIMIZIN GÖRÜŞMESİ;

Arkadaşlarımız şu anda Çanakkale Valisi olan Sayın Orhan Tavlı’yı, İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanıyken ziyaret ettiler.

FETÖ’den yargılanan emniyet Müdürleri Mutlu Ekizoğlu, Nazmi Ardıç ve Yakup Saygılı’nın, Emniyette görev aldıkları dönemde, arkadaş camiamıza karşı yaptıkları kanuna, usule aykırı uygulamaları anlattılar, kurdukları komploları örneklendirdiler.

Arkadaşlarımız İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu’na 17/25 Aralık 2013’ten önce başlamak suretiyle 2014 sonuna kadar, FETÖ’cü emniyet müdürleri aleyhine olan dilekçelerimizi sundular.

Sayın Orhan Tavlı başta olmak üzere, İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcılarını tek tek bu konuda
bilgilendirdiler ve delil sundular.

ARKADAŞLARIMIZIN EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEFTİŞ KURULU BAŞKANI SAYIN NECMETTİN EMRE İLE GÖRÜŞMESİ:

Arkadaşlarımız Eda Babuna, Ceyda Ertüzün ve Hüma Babuna, 17/25 Aralık 2013’ten altı ay önce, Haziran ayından sonra FETÖcü emniyet müdürleri Mutlu Ekizoğlu, Nazmi Ardıç ve Yakup Saygılı’nın arkadaş camiamıza yönelik yaptıkları hukuksuzlukların hepsini Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanına anlattılar. Bu görüşmede İçişleri Bakanlığı Teftiş Kuruluna, Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kuruluna ve Başbakanlık Hukuk Birimine yaptıkları yazılı başvuruları aktardılar ve bu başvuruların zaman aşımına girmeden neticelenmesi, ilgili kişilerin kanun-hukuk çerçevesinde gerekli karşılığı alması gerektiğini belirttiler.

Sayın Adnan Oktar 17- 25 Aralık 2013’te yapılan yargı darbesi girişiminde Sn. Erdoğan’a ve hükümete yönelik en güçlü desteği veren kişi olarak FETÖ’nün tüm tuzaklarını bozmuştur.

Sayın Adnan Oktar’ın FETÖ karşıtlığının ve aynı zamanda hükümete muazzam desteğinin bir örneği de kuşkusuz ki “17-25 Aralık Yargı Darbesi” girişiminde FETÖ’nün tüm tuzaklarını bozan yegâne kişi olmasıdır.

Sayın Adnan Oktar, 17-25 Aralık kalkışmasının ilk gününden itibaren yaptığı canlı yayınlar, uluslararası basında yer alan makaleleri ve Twitter’dan sunduğu muazzam desteğiyle, Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşları da ilk günden itibaren sosyal medya paylaşımları ve köşe yazılarıyla FETÖ’nün tuzaklarını bozup adeta başına yıkmışlardır.

Bu destek içerisinde;

  1. Hükümetin ancak sandıkta değişebileceği, sandık dışında başka yollara veya kalkışmalara asla müsaade edilmeyeceği güçlü şekilde vurgulanmıştır.

  2. Eve saklandığı iddia edilen 100 milyar dolar gibi büyük bir para miktarının, teknik yani hacimsel ve ağırlık olarak bir eve asla taşınıp sığdırılamayacağı matematiksel/görsel olarak ispatlanmış, bu ispat FETÖ’nün moralinin tam anlamıyla bozulmasına, kalkışmanın da psikolojik açıdan çökmesine sebebiyet vermiştir.

  3. Ses tapelerinin montaj olduğu tüm canlı yayınlarda dile getirilmiştir.

  4. Bir suç olsa dahi bundan dönemin başbakanı ve hükümetinin asla etkilenmeyeceği, halkımızın yine aynı kararlılıkla Sayın Erdoğan’ı destekleyeceği vurgulanmıştır.

  5. Sayın Tayyip Erdoğan’ın hayatını “vatan, millet, İslam” yolunda vakfeden bir insan olduğu, bugüne kadar kendi menfaati için hiçbir şey yapmadığı ve yapmayacağı hatta vatan hizmeti yaparken yaşlandığı, gençliğini bu yolda seve seve harcadığı ve sonuç olarak iddia edilen yolsuzluklarla asla alakasının olmayacağı ısrarla dile getirilmiştir.

Yukarıdaki faaliyetler sonucunda 17-25 Aralık kumpası çökmüş, Mart 2014 seçimlerinde Sayın Erdoğan’ın yine Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları tarafından yoğun desteği sonucunda Ak Parti birinci parti olarak çıkmıştır.

SAYIN ADNAN OKTAR, 17-25 ARALIK’TA FETÖ YARGI DARBESİ’NİN BAŞLADIĞI GÜNDEN İTİBAREN SAYIN ERDOĞAN’A VE HÜKÜMETE KESİNTİSİZ BİR DESTEK VERMİŞTİR

17- 25 Aralık döneminde basında hükümet ve Erdoğan karşıtı çok büyük bir kara propaganda yapılmış, bu kara propagandaya en etkili cevabı ise sadece ve sadece Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları vermiştir.

Sayın Adnan Oktar, 17 Aralık’ı 18 Aralık’a bağlayan geceden itibaren 30 Mart 2014’e kadar kesintisiz bir şekilde A9 TV’de katıldığı canlı yayınlarla çok etkili bir şekilde Sayın Erdoğan’a ve hükümete sahip çıkarak güçlü bir şekilde savunmuştur.

25 Aralık’ta yargı darbesinin ikinci dalga operasyonu başlayınca, yine aynı günden itibaren Erdoğan’a ve hükümete olan desteğini hiçbir zaman çekmeyeceğini ifade etmeye devam etmiştir. Canlı yayınlardaki açıklamaları Twitter’dan da eş zamanlı olarak paylaşılmıştır.

Sayın Adnan Oktar, ne olursa olsun hükümetin görevine devam etmesi gerektiğini, devrilmesine asla müsaade edilmeyeceğini, Sayın Erdoğan’ı da hiçbir şekilde kimsenin illegal yoldan devirmesine müsaade edilmeyeceğini ve tüm halkımızın Erdoğan’a sahip çıkması gerektiğini dile getirmiştir. FETÖ’nün bu operasyonla hem Türkiye’nin ekonomisini çökertmek istediğini hem de Sayın Erdoğan’ı ve hükümeti devirmeye kalkıştığını anlatarak tüm milletimizi bilgilendirerek aydınlatmıştır.

Sayın Adnan Oktar kesintisiz bir şekilde sunduğu muazzam desteği ile tüm Türk halkını Sayın Erdoğan’a ve hükümetimize destek olmaya ve sahip çıkmaya ikna etmiştir. O günlerde herkes “bu iş bitti artık” gözüyle bakarken Sayın Adnan Oktar, 17-25 Aralık’ın devletimize, milletimize karşı yapılan bir darbe olduğunu, Sayın Erdoğan’ın ve AK Parti’nin ülkemiz için çok faydalı faaliyetler yaptığını, bireysel hataların AK Parti’ye ve Sayın Erdoğan’a asla mal edilemeyeceğini açıklamıştır.

Nitekim bunların ardından 30 Mart 2014’te yapılan seçimlerde halkımızın Erdoğan’a desteğini esirgememiş olması, bu olayda Sayın Adnan Oktar’ın rolünün önemini açıkça göstermiştir.

17-25 Aralık yargı darbe girişiminin olduğu günlerde, basında ve sosyal medyada yürütülen, hükümete ve Sayın Erdoğan’a yönelik linç ve algı kampanyasına karşı, Sayın Adnan Oktar’ın Twitter’dan paylaştığı açıklamaları (bir kısmının görsellerine de yer verilmiştir) şu şekildedir:

SAYIN ADNAN OKTAR 17 ARALIK DARBE GİRİŞİMİNİN HEMEN ARDINDAN SAYIN ERDOĞAN’A OLAN TAM GÜVENİNİ, DESTEĞİNİ VE HER ZAMAN YANINDA OLDUĞUNU VURGULAYARAK TWITTER’DAN DA HERKESİ BU FİTNEYE KARŞI DURMAYA DAVET ETMİŞTİR
  • Milletçe Tayyip Hocam’ın yanındayız gönlü çok rahat olsun. 18.12.2013

  • Tayyip Hocam’ın sahibi millettir, kimse hukuksuz şekilde kılına dahi dokunamaz. 18.12.2013

  • Tayyip Hocam’ı Cumhurbaşkanı seçmek boynumuzun borcu, yapılan şamatalar yüzünden bundan vazgeçmeyiz. 21.12.2013

  • Başbakanımızın gönlü çok rahat olsun, milletimizin desteği bu tip olaylar yüzünden azalmaz. 21.12.2013

  • Kardeşlerimiz Başbakan’a sevecenlikle ve vefa hissiyle baksınlar, yıllarca hizmet eden bir insana hadi işimiz bitti ayrılalım demek ayıptır. 23.12.2013

  • Tayyip Hocam mazlum delikanlıdır, kimse boş yere heveslenmesin, ona oyun oynanmasına izin vermem. 28.12.2013

  • Tayyip Hocam’a ne tuzak kurulursa kurulsun millet onu seviyor, yine alır yine başa geçirir inşaAllah. 28.12.2013

  • Bu olaylarda yurt dışı bağlantısı olduğu alenen görülüyor, tüm milletin gözü önünde Türkiye’nin Başbakanını yedirmeyiz. 28.12.2013

  • Tayyip Hocam’ı kendilerince terörist gibi göstermeye çalışanlar boşa uğraşıyorlar, hiç bu yola tevessül etmesinler. 30.12.2013

  • Tayyip Hocam’ın yerinde kim olsa aynı adımları atar, kimse kendisine karşı kurulan tuzaklara karşı seyirci kalmaz. 30.12.2013

  • Tayyip Hocam’a hukuk dışı bir elin uzanmasına asla izin vermeyiz, bu konuda milletimizin de Tayyip Hocamın da gönlü çok müsterih olsun. 01.01.2014

  • Yurt dışında ve yurt içinde hiç kimse Tayyip Hocam’ı sahipsiz zannetmesin, milletin tamamı Tayyip Hocama sahip çıkıyor. 2.01.2014

  • Tayyip hocamın gönlü çok rahat olsun sevecen sıcak tavrını devam ettirsin yolsuzluk iddiasının üzerine sonuna kadar gitsin. 04.01.2014

  • Her hükümet döneminde yolsuzluk iddiası olur, Başbakan yolsuzluğu asla savunmuyor tam tersine üstüne sonuna kadar gideceğini söylüyor. 04.01.2014

  • Tayyip Hocam kimseye ayrıcalık olsun diyen bir insan değil, hukukun daha da gelişmesi için de gereken adımları atıyor. 05.01.2014

  • Tayyip Hocam Türkiye’yi çok iyi bir noktaya getirdi bunu görmemek vicdansızlık olur, aksi durumda Türkiye yeniden büyük acılara girebilir. 06.01.2014

  • Ülkemizin güvenliği ve İslam aleminin güçlenmesi için, Tayyip Hocam’a sıradan oyunlar oynanmasına izin vermeyiz, bu hilelere itibar etmeyiz. 08.01.2014

  • #DördüncüKereBaşbakan (etiket) 09.01.2014

  • Bir kenarda oturup Tayyip Hocam’ı linç etmelerini seyretmem, iki şamatayla alın götürün demeyiz, kimse buna yeltenmesin bile. 09.01.2014

  • Tayyip Hocam’ın dürüstlüğüne güveniyoruz, kimin ne dediği bizim için önemli değil, milletimiz onu seviyor. 09.01.2014

  • Dış güçlere Tayyip Hocam’ı hedef göstermek vicdanın kabul edeceği bir şey değil, ayrıca bunu yapanın kolunu kanunla hukukla kırarız 12.01.2014

  • Dünyadaki derin güçlerin dikkatini Tayyip Hocam’ın üzerine çekmek onların önüne Tayyip Bey’i terk etmek isteyene müsaade etmeyiz 12.01.2014

  • Türkiye’nin iç kavgaya zaman ayıracak bir lüksü yok, Tayyip Hocam’ı koruyan kollayan ama hiçbir zaman tırmandırmayan bir üslup olmalı 14.01.2014

  • Tayyip Hocam’ın gönlü çok rahat olsun millet ondan yana, ama hep sakin hep sevecen üslup kullanmak onun asaletine yakışır 14.01.2014

  • Başbakanı hapishaneyle tehdit etmek iş değil, daha önce de hapishaneye girdi millet onu yine başa getirdi, bu yoldan netice alamazsınız 15.01.2014

  • Tayyip Hocam’ın yolunu kapatmaya kalkmak, başarısına engel olmaya kalkmak doğru olmaz 16.01.2014

  • Tayyip Hocam ne çileler çekti Hükümet ne badirelerden geçti, bu çileleri unutup vefasızlık etmek çok büyük ayıp olur 16.01.2014

  • Müslümanın zor gününde yanında olmak bir vicdan borcudur, Tayyip Hocam’a yapılanları da oturup seyredecek halimiz yok 17.01.2014

  • Dindarlar en çok Tayyip Hocam’ın döneminde rahat ettiler, bu gerçeği örtmeye çalışanlara hiç imkan vermemek zemin hazırlamamak lazım 18.01.2014

  • Başbakan’ı kimseye ezdirmeyiz, yeltenen olursa kanunla hukukla kollarını kırarız 21.01.2014

  • 3. dünya ülkesi gibi her gelen Başbakan’ın canı yakılacaksa ve sonu ötelenmek olacaksa bu çok kötü, buna asla müsaade etmeyiz 21.01.2014

  • Her ne olmuş olursa olsun, Başbakan harcamak diye bir şey asla kabul edilemez, o zaman Türkiye’de demokrasi diye bir şey kalmaz 21.01.2014

  • Millet olarak bize yakışan vefadır, Tayyip Hocam bizim kardeşimiz, vatanımızın evladı bu kadar güzel hizmeti yok sayıp vefasızlık yapılmaz 21.01.2014

  • Milletine bu kadar emeği geçmiş bir insana “şimdi sana artık ihtiyacımız yok işimiz bitti” demek çok büyük vefasızlıktır 21.01.2014

  • Tayyip Hocam’ı tedirgin etmek, moralini bozmak, canını yakmaya çalışmak yazıktır, günahtır, gönlünü almak varken bu üslup olmaz 21.01.2014

  • Tayyip Hocam hiç tedirgin olmasın, millet onu bırakmaz, bu millet vefalı 23.01.2014

  • Millet Tayyip Hocam’ın yanında o yüzden gönlü çok ferah olsun, sakinlikle itidallikle yatıştırıcı bir üslupla yoluna devam etsin 24.01.2014

  • Tayyip Hocam samimi bir Anadolu delikanlısı, Allah’a güvensin tam tevekkül etsin denizi sakinleştirip emin adımla ilerlesin 24.01.2014

  • Israrla Tayyip Hocam’ı ve Hükümeti bunaltmak değil daha rahat hizmet etmelerini sağlayacak ortam hazırlamak güzeldir 25.01.2014

  • Tayyip Hocam mümin muttaki tertemiz bir insan, yok etmeye çalışmak vicdanlı değil, sürekli yıkalım diyenler ne inşa edeceklerini söylemiyor 25.01.2014

  • Ellerinden geleni artlarına koymuyorlar ama yine de başarılı olamıyorlarsa Tayyip Hocam’ın gönlü çok rahat olsun 28.01.2014

  • Başbakanımız samimi ve dürüst bir insan, bizim milletimiz de çok vefalıdır, bu kadar çok hizmetleri olan bir Başbakanı mutlaka korurlar. 04.02.2014

  • Başbakanımızı üzecek hiçbir şeye müsaade etmeyiz 07.02.2014

  • Tayyip Hocam’ı isteyen eleştirsin ama eleştirinin kardeşçe bir üslupla, koruyarak, şefkat duyarak olması gerekir 08.02.2014

  • Hırsızlık iddiası varsa hukuk gereğini yapar ve yapmalı ama olur olmadık her şeyi bahane edip Tayyip Hocam’ın üstüne gitmek adil değil 08.02.2014

  • İnsan sevdiğine zarar verecek hiçbir söz söylemez, Tayyip Hocam’ı sevenler de sözlerine üsluplarına çok özen göstermeli 09.02.2014

  • Tayyip Hocam bu kadar candan güzel hizmet ederken yoluna engel çıkarmak hiç vicdanlı bir tavır olmaz. 09.02.2014

  • Tayyip Hocam’a Allah uzun ömür versin, Allah onu vazifelendirmiş daha yapacak çok güzel hizmetleri var inşaAllah 12.02.2014

  • Milletin duası Tayyip Hocam’ın bereket bulması için, bizim duamız galip gelir inşaAllah 13.02.2014

  • Tayyip Hocam’ı sahipsiz zannetmeleri çok çirkin, kendisini asla sahipsiz, yalnız bırakmayız. 15.02.2014

  • Hukuk işlesin her türlü soruşturma sonuna kadar yapılsın, ama kimse de Türkiye’yi sahipsiz Başbakanı yalnız sanmasın 15.02.2014

  • Tayyip Hocama oyun oynamaya kalkanlara kanunla, hukukla izin vermeyiz. Bunu hiçbir şekilde kabul etmeyiz. 16.02.2014

  • Bir hata varsa söyleriz, düzeltilir ama Tayyip Hocama dokundurtmayız, bunu unutsunlar. 16.02.2014

  • Tayyip Hocam’ın bin tane de hatası olsa millet eski sisteme dönmeyi asla kabul etmez, biz o karanlık dönemleri istemiyoruz 18.02.2014

  • Mazlumdur sahipsizdir diye düşünüp Başbakan olmasın artık diyorlarsa bu büyük zulüm olur, mazlumun liderliği güzeldir 18.02.2014

  • Başbakan mazlum bir insan, hizmet ediyor, sürekli Allah’tan bahsediyor. Onun dürüst, iyi niyetli yaklaşımına olumsuz karşılık vermek olmaz. 18.02.2014

  • Bir insan 10 yıl boyunca Türkiye’yi hizmet edecek sonra onu onurunu kırarak devirmeye kalkacaksanız bunu hiçbir vicdan kabul etmez 19.02.2014

  • Bunca hizmetine karşı Tayyip Hocamın şevkini kırmaya çalışmak vicdana uygun değil, o gittiğinde ne olacağını söylememeleri de anormal 21.02.2014

  • Tayyip Hocam çok müsterih olsun, kendini Allah’a ve millete teslim etsin, kendisine zerre zarar gelmesine milletçe izin vermeyiz 21.02.2014

  • Tayyip Hocam teyakkuzunda haklı, gün geçtikçe haklı olduğu daha iyi anlaşılıyor, millet de onu şimdi daha çok seviyor 24.02.2014

  • Tayyip Hocama milletimiz destek versin, bu destek ortalığı yatıştıracak ve dengeyi sağlayacak gibi görülüyor. 24.02.2014

  • Tayyip Hocam zor durumda gibi görünüyor ama tevekkül etsin, biz onun samimi olduğunu biliyoruz, şahsına menfaat sağlamayacağına güveniyoruz 26.02.2014

  • Tayyip Hocam’ın iyi niyetli olduğu açıkça görülüyor, aksi olsa Allah yolunu bu kadar açmazdı 26.02.2014

  • Tayyip Hocam şahsi menfaat peşinde asla olmaz, dünya hırsı yoktur, mazlumlara yardım için fedakârca hizmet ediyor 26.02.2014

  • Başbakanımıza vefasızlık ettirmeyiz, kimseye de ezdirmeyiz. 01.03.2014

  • Ne yaparlarsa yapsınlar ne derlese desinler Tayyip Hocam’ı ezmelerine müsaade etmeyiz, bunu unutsunlar 12.03.2014

  • Tayyip Hocam’ın iyi niyetli olduğuna yüzde yüz kanaatim var, kendi menfaatini düşünen kendisi için yaşayan bir insan değil, çile insanı 13.03.2014

  • Tayyip Hocam hatasız demiyoruz hatası yanlışı olabilir ama oyla gelen oyla gider demokrasimize karşı tuzak kurulmasına izin vermeyiz 13.03.2014

  • Menderes’e yapılanları seyrettiler, ama bugün benzer oyunlar yapanları seyretmeyiz, ayak oyunlarıyla Başbakanı indirtmeyiz 13.03.2014

  • Başbakanımızı Demokrasi içinde yenebiliyorlarsa yensinler, yoksa oyunla yenmeye çalışıyorlarsa, buna izin vermeyiz.17.03.2014

  • Tayyip Hocam’ın din adına kendilerine çok geniş imkanlar sağladığı insanlar sonrasında Tayyip Hocam’a büyük vefasızlık yaptılar 19.03.2014

  • Tayyip Hocam, Allah’a teslim olsun, gideceği yere kadar Allah onu götürecek, gönlü çok rahat olsun 21.03.2014

  • Tayyip Hocam’ın güvenini suiistimal ettiler, oyun oynamaya çalıştılar ama hepsinde hayır var, sonucu hep hayır inşaAllah 22.03.2014

  • Tayyip Hocam canhıraş mücadele ederken oturup seyretmeyiz, sabırla tevekkülle yoluna devam etsin, Allah’a teslim olana Allah yolunu açar 22.03.2014

  • Tayyip Hocam’ın ezilmesine benim vicdanım elvermez, zaten çok az sahip çıkan var, bunu seyretmek vicdanlı tavır olmaz 22.03.2014

  • Her saldırı, her olay Başbakanımızı güçlendirir. 24.03.2014

  • Başbakanımız gibi çile insanıyla uğraşmak doğru olmaz. 24.03.2014

  • Tayyip Hocam hizmetleriyle bambaşka bir Türkiye meydana getirdi, yurt dışında da hizmetleri çok güzel, Allah tüm bu gayretleri görüyor 26.03.2014

  • Tayyip Hocam’ın şahsının dürüstlüğüne güveniyorum, sevenleri Tayyip Hocam’ı yalnız bırakmasınlar 26.03.2014

  • Altın yere düşmekle sakıt olmaz kadri kıymetten, Tayyip Hocam’a edilen hakaretler de bunu yapanları küçük duruma düşürür 26.03.2014

  • Allah Tayyip Hocam’ı bu ülkedeki hizmetlere vesile ediyor, Allah’a tam teslim olup yoluna devam etsin inşaAllah 26.03.2014

  • Tayyip Hocam’ın mazlum olduğunu millet görüyor ve destekliyor, gönlü çok rahat olsun 27.03.2014

  • Son olaylar halkımızın Başbakanımıza sevgisini arttırdı. 28.03.2014

SAYIN ADNAN OKTAR, HÜKÜMETİN EZİLMESİNE ASLA İZİN VERMEYECEĞİNİ İFADE ETMİŞTİR

  • Hükümetin elle tutulur gözle görülür başarıları var hürriyet demokrasi açısından büyük ilerlemeler oldu, bunu anlamazlıktan gelmek olmaz. 18.12.2013

  • Demokratik yoldan gelen bir hükümeti oyunla yıkmaya kalkmak çirkin olur, hırsızlık yapan varsa o mutlaka cezasını çeker. 21.12.2013

  • Pire için yorgan yakmayız, hata olduğunda yok etmeyi kabul etmeyiz, Hükümetin bu zamana kadarki hizmeti güzel çalışmaları esastır bizim için. 25.12.2013

  • Gayri hukuki işler yapanlar varsa süratle yargılansın Türkiye’nin önü tamamen açılsın, hükümet çok güzel işler yapıyor. 27.12.2013

  • Ak Parti bir misyon partisidir, yapılan hatalar ilgili şahısları ilgilendirir. Parti’nin ruhuna hiçbir olumsuz etki yapmaz. 27.12.2013

  • Her ne olursa olsun Ak Parti’nin ezilmesine izin vermeyiz, isterlerse onlarca sahte delil oluştursunlar fark etmez, basit oyunlara gelmeyiz. 08.01.2014

  • Hükümetimiz Allah rızası için sadece millete güvensin, millet onları sonuna kadar savunur, ama yılana sarılmak çok tehlikeli olur. 08.01.2014

  • Ak Parti yolsuzluğu korumadığı halde üzerine gittiği halde üstü örtülüyormuş imajı oluşturmaya çalışanlar var bu dedikodu ortadan kalkmalı. 10.01.2014

  • Hükümet Anadolu halkının inancını iktidara yansıtıyor, milletimiz de bu yüzden sevgiyle yaklaşıyor, bunu devirmeye yeltenmek kabul edilmez. 10.01.2014

  • Bu tip oyunlarla hükümeti yıkacaklarını sananlar varsa büyük hata yapıyorlar, her oyun milletin hükümete sevgisini güçlendirir. 10.01.2014

  • Ak Parti yolsuzluğu korumadığı halde üzerine gittiği halde üstü örtülüyormuş imajı oluşturmaya çalışanlar var. Bu dedikodu ortadan kalkmalı 10.01.2014

  • Hükümet Anadolu halkının inancını iktidara yansıtıyor, milletimiz de bu yüzden sevgiyle yaklaşıyor, bunu devirmeye yeltenmek kabul edilmez 10.01.2014

  • Yolsuzluk operasyonlarından hükümetin tedirgin olması çok yersiz, millet onları korur, oyun düzen varsa bu düzeni millet bozar 11.01.2014

  • Yolsuzluk iddiası var diye hükümeti hukuksuz şekilde düşürmeye çalışmak olmaz, suç işleyen cezasını alır, hükümet yoluna devam eder 17.01.2014

  • Hükümeti hukuksuz yoldan yıkmaya kimse yeltenmesin, buna asla müsaade etmem, etmeyiz. 17.01.2014

  • Millet olarak hükümetin yıkılmasına asla izin vermeyeceğimiz aşikar, bu yüzden gerginliği tırmandırmak değil yatıştırmak güzel olur. 20.01.2014

  • Ak Parti’nin söylenen sözlerden etkilenmesine hiç gerek yok, Ak Parti paniğe kapılıp yılana sarılmak gerektiğini hiç düşünmesin 24.01.2014

  • Hükümeti yıkalım diyenler bu millete dipsiz bir kuyuya atlayın diyorlar, millet böyle bir şeyi asla kabul etmez 25.01.2014

  • Sürekli Hükümet gitsin diyenler yerine ne istediklerini söylemiyorlar, sürekli yıkmaya çalışan bu tavır çok karanlık görünüyor 26.01.2014

  • Çocukça bir mantıkla hükümeti yıkarsak bizim elimize geçer diye düşünen varsa bunu kimsenin kabul etmeyeceğini hesap etmeleri gerekir 01.02.2014

  • Hükümetin en çok üzerine gittiği konu yolsuzluk iddiası olsun, bu onların daha çok yükselmesine vesile olur 03.02.2014

  • Başarılı olan bir hükümeti zora sokmak vicdana uygun değil. 05.02.2014

  • Ak Parti’yi herkes istediğini gibi eleştirebilir ama beğenmiyorlar diye Ak Parti kapatılsın demek demokratik bir tavır değildir 05.02.2014

  • Hükümet gitsin diyenlerin yerine ne istediklerini hiç söylememeleri dikkat çekici, boşluk oluşturmak makul değil 05.02.2014

  • Milletimiz Ak Parti’ye güveniyor panik havasıyla piyasaları altüst etmeye gerek yok. 12.02.2014

  • Kendi elimizle kendi kardeşlerimizi bazı yabancı odaklara teslim etmeyiz, buna izin verilirse tehlikeli bir yol açılır 16.02.2014

  • Yolsuzluk yapan cezasını alsın herkes bunu istiyor ama ne hükümetin yıkılmasına ne de eski günlerin gelmesine müsaade etmeyiz 18.02.2014

  • Daha önceki dönemlerdeki sıkıntıları yaşayanlar hükümetimizin kıymetini bilmeli 08.03.2014

SAYIN ADNAN OKTAR, İŞLENEN HİÇBİR SUÇTAN SAYIN ERDOĞAN’IN SORUMLU TUTULAMAYACAĞINI, EĞER BİR SUÇ İŞLENMİŞSE SADECE O SUÇU İŞLEYENLERİN CEZALANDIRILMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEMİŞTİR

  • Türkiye’de işlenen her suçtan Başbakan’ı sorumlu tutmak her şeyden önce hukuki değil, bu çok mantıksız bir yaklaşım olur. 18.12.2013

  • Suçun şahsiliği ilkesi vardır, suçu kimin işlediği önemlidir, delil olması gerekir, her suç işleyenin işlenen suçtan ailesi sorumlu olmaz. 18.12.2013

  • Eğer bir yolsuzluk yapıldığına dair hukuki somut delil varsa gereken yapılır, suç varsa yapan kişiye aittir, hükümeti zayıflatmaz 18.12.2013

  • Olayların her zaman itidal ve sükûnetle değerlendirilmesi gerekir bu operasyonda da suçu olan cezalandırılır, hükümetin gidişatını etkilemez 18.12.2013

  • Başbakanımız dosyayı inceledikten sonra eğer suç şüphesi görüyorsa bakanların istifasını ister, eğer suç yoksa aynen devam etsinler. 21.12.2013

  • Devletimiz suç varsa bunu mutlaka tespit eder ve gereğini yapar, bir telaş ve panik havası olmaması gerekir. 21.12.2013

  • Bir yolsuzluk olduğunda hukuki gereği yapılır, bu sebeple hükümete zarar gelecek bir şey olmaz, milletimiz olan her şeyin farkında. 22.12.2013

  • Yolsuzluk olmuşsa yargı gerekeni yapar, yolsuzluğun sonuna kadar üstüne gidilir ama bu sebeple demokrasimize oyun oynanmaz. 25.12.2013

  • Kim suç işlediyse kim anormallik yapıyorsa devletimiz hukuken gereğini yapar herhangi bir acizlik varmış gibi imaj oluşturmak yanlış olur. 26.12.2013

  • Tayyip Hocam yolsuzluk iddiasının üzerine sonuna kadar gitsin ama suçsuz yere birine iftira atıldıysa da bu hukukla temizlensin. 05.01.2014

  • Suç işleyeni kurtaralım diyen yok, suç işleyene Tayyip Hocam da karşı, ama hukuksuz bir şekilde Tayyip Hocam’a oyuna izin vermem. 09.01.2014

  • Bu operasyonun adı yolsuzluk değil aklaştırma operasyonu olsun hükümet operasyonlara sahip çıksın ve yolsuzluğu temizlediğini göstersin 11.01.2014

  • Yapılan her operasyonda hayır var, suç bulunduysa karşılığını alıyor yoksa aklanma oluyor her durumda hayır 14.01.2014

  • Tayyip Hocam açık açık suçlunun üzerine gitsin, devletten çalan varsa cezasını alsın, ama bu sebeple hükümeti devirmeye çalışmak olmaz 16.01.2014

  • Suçu olan varsa mutlaka cezasını çeksin, yolsuzluk yapıldıysa üstü kapatılmasın ama konuyu hükümeti yıpratmak amaçlı kullanmak doğru değil 17.01.2014

  • Tayyip Hocam hırsızlık iddialarının çok üstüne gitsin, yolsuzluğa karşı en gür seda kendisinden çıksın 28.01.2014

  • Yolsuzluğa sıfır tolerans paketi çok iyi olur, yolsuzluk iddialarının asla örtbas edilmeyeceğini bilmek millete güven verir 29.01.2014

SAYIN ADNAN OKTAR, ÜLKEMİZİN MENFAATİ İÇİN HERKESİN FİTNEYİ YATIŞTIRICI OLMASI GEREKTİĞİNİ VE SEÇİMLERDE HERKESİN YENİDEN SAYIN ERDOĞAN’I DESTEKLEMESİ GEREKTİĞİNİ İFADE ETMİŞTİR

  • Sürekli yatıştırıcı olmak lazım, aksi takdirde Allah korusun on yıllardır bu ülkeye zarar vermek için bekleyenler 5 dk. da kazanmış olur. 22.12.2013

  • Fitneyi körüklemek demek adam öldürmek hükmünde olur Allah korusun, kimse bunu yapmasın, kimse fitneyi körükleyecek yazı yazmasın. 22.12.2013

  • Yolsuzluk yapan kimse cezasını çeker ama bu davayı ülkenin milli menfaatlerine zarar verecek hale getirmek vicdansızlık olur. 25.12.2013

  • Yaygarayla hükümeti devireceğini zannetmek çok büyük ahlaksızlık, seçimlerde millet gerekeni yapar, yaygara çok gereksiz olur. 25.12.2013

  • Oy veren milyonları hiç yerine koyup Hükümet gitsin, Başbakan da istifa etsin demek vicdana uygun değil kimse fevri çıkış yapmamalı. 25.12.2013
  • Hükümetle inananları birbirine düşürmek için bazı çevrelerin tahrik eden açıklamaları oluyor, bu oyunlara hiç gelmemek lazım. 26.12.2013

  • Başbakanımızın danışmanlarından da istirham ediyorum hep yatıştırıcı barıştırıcı üslup kullansınlar 15.01.2014

  • Yolsuzluk operasyonları bahane edilerek ülkemizi istikrarsızlığa sürüklemek doğru değil 16.01.2014

  • Alttan alan üslup, kötülüğe iyilikle karşılık vermek velayet alametidir, kötülüğe iyilikle karşılık vermek Tayyip Hocam’a sevgiyi artırır 18.01.2014

  • Gereksiz yere on binlerce insanı aleyhte çevirmek ve karşı propagandaya zemin hazırlamak yerine akılcı itidalli yol izlemek gerekir 18.01.2014

  • AK Parti’nin gücünü zayıflatacak sert açıklamalar yerine eğer paralel yapılanmaya dair belge varsa bunların ortaya konulması daha iyi olur 18.01.2014

SAYIN ADNAN OKTAR, TÜRKİYE’NİN YOLUNUN SADECE DEMOKRASİ OLDUĞUNU, SANDIKLA GELEN BİR HÜKÜMETİN YARGI YOLUYLA ASLA DEVRİLMESİNE MÜSAADE ETMEYECEĞİNİ VURGULAMIŞTIR

  • Bakanın oğlu dahi gözaltına alınıyorsa kimse o ülkede diktatörlük olduğunu söyleyemez, bu, demokrasinin gürül gürül işlediğinin delilidir 18.12.2013

  • Demokrasi dışında bir iktidar değişimi hevesi güdenler daima başarısız olacaktır. Türkiye’nin yolu daima demokrasidir. 22.12.2013

  • Bazılarının insanlara öfkesi olabilir de demokrasiden ne istiyorlar sonuna kadar demokrasi sonuna kadar huzur. 25.12.2013

  • #BarışıDemokrasiyiKoruyalım 25.12.2013

  • Eğer hükümete bir oyun oynanmaya kalkışılırsa bu çok ağır bir suçtur demokratik yolla gelen demokratik yolla gider sadece. 25.12.2013

  • #GeçmişiUnutmaİstikrarıBozma (etiket) 28.12.2013

  • Eğer bir hükümetin gayri hukuki yolla devrilmesi kabul edilirse bundan sonra her hükümete aynı oyun oynanmasının kapısı açılır. 28.12.2013

  • Seçimle gelmiş hükümet seçimle gider, muhalefet tabi ki olacak her türlü düşünce ifade edilecek ama yetki sahibi olan millettir. 07.01.2014

SAYIN ADNAN OKTAR, TÜRKİYE’YE, EKONOMİSİNE, DEMOKRASİSİNE SALDIRMAYI HEDEFLEYEN BU KİRLİ OYUNUN ASLA KABUL EDİLEMEYECEĞİNİ SÖYLEMİŞTİR

  • Biz ülkemiz üzerinde böyle bir oyunu kabul edersek bundan sonra her önüne gelen Türkiye’ye operasyon yapmak ister, bu kabul edilmez. 28.12.2013

  • Türkiye lider bir ülke tüm İslam âlemi bize bakıyor, adamlar başı devirmek istiyor, bu oyunu iyi görmek gerekir. 28.12.2013

  • Türkiye’nin ekonomisini çökertmenin bölgede liderliğine engel olmanın asıl hedef olduğu görülürken şamataya Başbakan teslim edilmez. 28.12.2013

  • Birkaç tane Neocon plan yaptı diye hükümetin yıkılmasına asla müsaade etmeyiz, bu ülkenin bereketine el sürdürmeyiz. 31.12.2013

  • Anti demokratik şekilde hükümet devirmenin yolu açılırsa Türkiye’nin geleceği için tehlikeli olur bu 09.02.2014

  • Mahkeme kararı kesinleşmeden hiçbir şey geçerli görülmez, kesin karar verilmez, hukuk devletinin temeli budur 25.02.2014

  • Türkiye’nin üzerine oyun oynayan olursa, Türkiye’yi bölmeye kalkan olursa, Allah bu oyunu başlarına geçirir 24.02.2014

SAYIN ADNAN OKTAR, TÜRKİYE’DE HUKUK DIŞI BİR MÜDAHALEYE KESİNLİKLE MÜSAADE EDİLMEYECEĞİNİ DİLE GETİRMİŞTİR

  • Kimse suç örtbas edilsin demiyor, suçu işleyen olduğunda devlet peşini bırakmaz ama anti demokratik yola müsaade edilmez. 28.12.2013

  • Kanuni hukuki gereken her türlü soruşturma yapılsın ama hukuk dışı hiçbir hareket istemiyoruz, Başbakanımıza hukuk dışı müdahale istemeyiz. 28.12.2013

  • Meşru yolla gelmiş bir hükümeti gayri meşru yollarla yıktırmayız, buna hukuken asla izin vermeyiz. 31.12.2013

  • Başbakanımız asla yolsuzluğu örtbas etmez, yapılan araştırma ve incelemenin tam hukuki olmasını istemesi çok normal 16.01.2014

  • Devlete meydan okuyan hiçbir yapılanmaya Devletimiz müsaade etmez, kanunla hukukla gereğini sonuna kadar yapar 01.02.2014

  • Hırsızlık iddiaları mutlaka araştırılmalıdır ama başarılı giden bir hükümeti gayri meşru yollarla yıkmaya çalışmanın mantığı yok 02.02.2014

  • Oyun oynayarak siyaseti şekillendirmenin modası geçti, burası 3. dünya ülkesi değil 03.02.2014

  • Tüm bu yaşanan olaylarda en anormal olanı Tayyip Hocam’a karşı kullanılan acımasız üslup, hukuk dışı onu devirme gayretidir 05.02.2014

  • Gayri hukuki yollarla iktidar değiştirmenin yolu hiçbir zaman açılmamalı 11.02.2014

  • Millet olarak anti demokratik hiçbir atağa müsaade etmeyiz 13.02.2014

  • Millet her zaman huzurdan yana olur, kargaşayı hiçbir zaman istemez, bu sebeple hükümetin gayri hukuki yoldan yıkılmasına izin vermez 13.02.2014

  • Mahkeme kararı olmadan yargılama yapılmadan hiç kimse suçlu ilan edilmemeli ve hiç kimseye kesin ithamlarda bulunulmamalı 25.02.2014

  • Suçlu varsa delil varsa devlet mutlaka gerekeni yapar, mahkeme sonucu kararına göre hareket etmek en temiz en makul yoldur 26.02.2014

  • Anti demokratik yolla hükümet devirmeye yeltenen hiç kimseye hukukla kanunla müsaade etmeyiz 12.03.2014

SAYIN ADNAN OKTAR’IN ARKADAŞLARI FETÖ’NÜN 17-25 ARALIK KUMPASINI BOZMAK İÇİN 70 BÜYÜKELÇİLİĞİ ZİYARET EDEREK BİLGİLENDİRME YAPMIŞTIR

17-25 Aralık kumpasının çökertilmesinde asıl önemli bir faaliyet vardır ki, o da “Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşları tarafından 70 ADET BÜYÜKELÇİLİĞİN ZİYARET EDİLİP, SAYIN TAYYİP ERDOĞAN’IN DEMOKRAT, ÖZGÜRLÜKÇÜ ve MODERN KİŞİLİĞİNİN YANISIRA FETÖ’NÜN DE İLLEGAL BİR ORGANİZASYON OLDUĞUNA TÜM YABANCI ELÇİLİKLERİN İKNA EDİLMESİ”dir.

O dönemde hükümet yetkilileri Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşlarından konunun çözümüne yönelik yardım talep etmişlerdir. Başka herhangi bir cemaatten ya da yapıdan değil, sadece Sayın Adnan Oktar’ın arkadaş grubundan yardım istenmiştir.

Dolayısıyla büyükelçiliklerin Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşları tarafından ziyaret edilmesi bizzat Sayın Süleyman Soylu ve Sayın Yalçın Akdoğan’ın da bilgisi ve koordinasyonuyla gerçekleştirilmiştir.

İlgili Büyükelçilik ziyaretlerinde;

  1. Sayın Tayyip Erdoğan’ın demokrat, özgürlükçü, modern bir yapıda olduğu,

  2. Gençlerin özgürlüğüne her zaman büyük önem verdiği, buna da en güzel örnek olarak Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının modern bir yaşantı içerisinde özgürce ve huzurla yaşadıkları,

  3. Hükümetin asla insanların yaşam tarzına karışmadığı hatta her zaman kaliteyi ve modernliği teşvik ettiği,

  4. Sayın Erdoğan’ın sanata, sanatçıya, kaliteye çok önem veren bir siyasetçi olduğu, Taksim başta olmak üzere tüm Türkiye’de güzel parklar, bahçeler ve kaliteli yaşam alanları oluşturmak için çaba sarf ettiği anlatılmıştır.

Daha da önemlisi bu ziyaretlerde FETÖ’nün karanlık yapısı hakkında da bilgilendirme yapılmıştır. Bu ziyaretlerde bazı eski Ak Partili vekiller de Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşlarına bizzat eşlik etmişler, tüm konuşmalara ve elde edilen başarılı tanıtım faaliyetine şahitlikte bulunmuşlardır.

FETÖ, BÜYÜKELÇİLİK ZİYARETLERİYLE TÜM TUZAKLARINI BOZAN SAYIN ADNAN OKTAR’DAN AŞIRI DERECEDE RAHATSIZ OLMUŞTUR

FETÖ’NÜN KAMUOYUNDA “FUAT AVNİ” OLARAK BİLİNEN TWİTTER HESABINDA, ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARININ HÜKÜMETE DESTEĞİ VE FETÖ ALEYHİNDEKİ FAALİYETLERİ KONU EDİLMİŞTİR

Büyükelçileri hükümet lehine ve FETÖ aleyhine bilgilendirme faaliyeti, FETÖ’nün kamuoyunda “Fuat Avni” olarak bilinen twitter hesabında da konu edilmiş, “Adnan Oktar’ın arkadaşları büyükelçileri gezerek aleyhimizde propaganda yapıyor” diyerek tehdide varan eleştirilerde bulunulmuştur.

Fuat Avni isimli hesapta FETÖ özetle şunları dile getirmiştir:

  1. Adnan Oktar ve arkadaşları Tayyip Erdoğan’a en büyük desteği verenlerden biridir.

  2. Yalçın Akdoğan’ın talimatı ve Süleyman Soylu’nun koordinasyonuyla Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşları büyükelçilikleri gezerek FETÖ’yü kötülemiştir.

  3. Birçok Ak Partili vekil ve bürokrat, Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşlarının Büyükelçilik görüşmelerini ayarlamada yardımcı olmuştur.

  4. Adnan Oktar ve arkadaşları yurtdışındaki FETÖ okullarının kapatılması ricasında da bulunmuşlardır.

“Fuat Avni” olarak bilinen twitter hesabından yapılan paylaşımların bir kısmı şu şekildedir:

Paylaşımlarının tamamı için: https://www.haberartiturk.com/fuat-avniden-kediciklerle-ilgili-sok-iddialar-16857h.htm

FETÖ’NÜN FİRARİ İMAMI GAZETECİ TUNCAY OPÇİN, SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARI HÜKÜMETE VE SAYIN ERDOĞAN’A DESTEK OLDUKLARI İÇİN TWITTER’DAN TEHDİT İÇEREN PAYLAŞIMLAR YAPMIŞTIR

Aynı şekilde FETÖ’nün firari imamlarından gazeteci Tuncay Opçin de Sayın Adnan Oktar’ın hükümeti ve devleti destekleyen tüm faaliyetleri karşısında tehdit içeren şu tweetleri atmıştır:

FETÖ’cü Opçin, Sayın Erdoğan’ı koruyan, onunla birlikte hareket eden yapı olarak FETÖ’cü Fuat Avni hesabının da direk olarak ismini zikrettiği Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarını yine açıkça tehdit etmiştir.

Şu bir gerçektir ki, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları dışında Sayın Erdoğan’a ve hükümetimize desteğini bildiren ve çok yoğun bir şekilde destek faaliyetleri gerçekleştiren tek bir vakıf, dernek ya da cemaat olmamıştır.

Görüldüğü üzere Sayın Adnan Oktar, bırakın FETÖ yakınlığını, FETÖ’nün her zaman hedefinde olmuş, FETÖ’den her zaman tehditler almıştır.

SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARI 17-25 ARALIK DÖNEMİNDE HÜKÜMETİ SAVUNMADA EN ÖNEMLİ FAALİYETİ ÜSTLENMİŞLERDİR

Büyükelçilik ziyaretleri ve bu ziyaretlerin başarıya ulaşıp ülkemizin olumlu tanıtımı” çok önemlidir. Çünkü fitne, iç karışıklık veya dış saldırı dönemlerinde ülkemiz hükümetlerinin en büyük eksikliği, dünya kamuoyuna doğru bilgilendirme yapamama, haklılığımızı dışarıya anlatamama, yaşanan olayların önemli ve hayati gerçeklerini yabancı muhataplarımıza anlatamamadır.

PKK konusunda, PYD/YPG konusunda, sınır ötesi harekatlarımız hakkında, Gezi Kalkışması, Ermeni meselesi, Kıbrıs sorunu, 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimi gibi 17-25 Aralık yargı darbesi girişiminde de bu eksiklik gün yüzüne çıkmıştır.

Batı kamuoyu doğru aydınlatılmadığı takdirde Mısır’daki darbe makul karşılanmış, Afganistan, Irak ve Suriye’de milyonların katledilmesi önemsenmemiş, Filistin sorununda yol alınamamış, günümüzden bir örnek olarak da seçilmiş başkan olan Maduro, Avrupa ve ABD tarafından muhatap kabul edilmemiştir.

Görüldüğü üzere 17-25 Aralık fitnesinin bir amacı da Sayın Tayyip Erdoğan’ın liderliğinin dünya ülkeleri tarafından artık tanınmamasını, Türkiye’nin sözde bir diktatörlükle yönetilen ülke gibi sunulup ülkemiz hakkında işgale varacak kadar tuzakların kuruluyor olmasıdır.

FETÖ’nün Türkiye’yi bölmeye ve işgal ettirmeye varacak bu hain organizasyonu Sayın Adnan Oktar’ın başarılı hamleleriyle bertaraf edilmiştir.

Sayın Adnan Oktar’ın sırf bu faaliyeti bile sözde “FETÖ benzerliği, FETÖ yakınlığı veya FETÖ’ye yardım” gibi tümüyle mesnetsiz ithamların tam aksine tam bir FETÖ karşıtlığına sahip olduğunun kesin bir kanıtıdır.

Bu arada unutulmaması gereken bir husus da Sayın Cumhurbaşkanımızın yakın siyasi çevresi de dahil olmak üzere, gazeteciler, aydınlar ve yazarların kahir ekseriyeti 17-25 Aralık olayları sırasında aylarca renklerini belli etmeden sessizce bir köşeden bu fitneyi seyretmeleridir. FETÖ benzerleri, FETÖ’ye yakın olanlar ve kripto FETÖ’cüler ise her zamanki gibi sinsice Ak Parti karşıtlığı yapmışlardır. Oysa Sayın Adnan Oktar, her fitne halinde ne yaptıysa aynısını yapmış, canı pahasına Devletimizi, Hükümetimizi ve Sayın Erdoğan’ı savunmuş, bu tehlikeli darbe kalkışmasına karşı çıkan en etkili kişi olmuştur.

Açıkça belirtmek gerekir ki 17-25 Aralık, FETÖ’nün ilk ve en tehlikeli darbe girişimlerinden birisidir. Eğer bu yargı darbesi başarıya ulaşsa hükümet devrilecek ve Sayın Erdoğan’la birlikte ona destek veren herkes tutuklanacaktır. Bu da Türkiye’nin sonu belli olmayan bir karanlığa gömülmesi anlamına gelmektedir.

Sayın Adnan Oktar, bu büyük fitne ve kalkışma boyunca Sayın Erdoğan’ı ve hükümeti muazzam etkili şekilde korumuş, desteklemiş ve aleyhte oluşturulmaya çalışılan tüm algı oyunlarını bozmuş, tüm FETÖ fitneleri ve darbelerine ilk müdahale eden ve sonrasında da en etkili FETÖ karşıtı mücadeleyi veren kişi olarak bu fitneyi de böylece bertaraf etmiştir.

0 FacebookTwitterPinterestEmail

İran Görüşmeleri

tarafından admin

Bilindiği gibi Sayın Adnan Oktar, Ortadoğu’da akan kanın bir an önce durdurulabilmesi amacıyla bölgenin en güçlü iki ülkesi olan Türkiye ve İran’ın ittifak etmesinin çok hayati bir öneme sahip olduğunu savunmaktadır. Buna dair Sayın Oktar’ın birçok konuşması ve makalesi mevcuttur, yakın arkadaşları da bu konuda çalışmalar yürütmüşlerdir.

Örneğin İran’dan gelen bir davet üzerine arkadaşlarımız “Mezheplerin Yakınlaştırılması” ve “Kardeşliğin Önemi” isimli iki toplantıya katıldılar. Bu toplantılarda, Türkiye ile İran arasında, yüzyıllardır süregelen köklü dostluk, sevgi ve kardeşlik ilişkisi üzerine, her iki toplumun da sanat, kültür, tarih, din, dil hatta akrabalık bağları açısından sahip oldukları sayısız ortak paydaya dair görüşmeler yaptılar. “Mezhepçilikten doğan ayrılık tehlikesi, Türkiye ve İran’ın ittifak etmesinin çok hayati bir öneme sahip olduğu” gibi konularda temaslar gerçekleştirdiler .

İranlı yetkililer camiamızın gerçekleştirdiği bu ziyaretlerden ve bu 2 ana konudaki gayretlerimizden dolayı çok teşekkürlerini ilettiler. “Biz de aynı şekilde düşünüyor ve inanıyoruz. Bu dostluk ve kardeşliği bozacak hiçbir şeye müsaade etmemeliyiz, aksine bu konuda daha yoğun gayret etmeliyiz” şeklinde beyanlarda bulundular.

Bunların yanısıra aynı dönemde Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Türkiye’ye yöneltilen haksız eleştirilere karşı İran’daki çeşitli basın yayın organlarında cevaplar verildi, Türkiye-İran dostluğu ve İslam Birliğine ilişkin çok sayıda röportaj da yapıldı.

Arkadaşlarımız İran Devlet Radyo Televizyon Kurumu’ndan Malik beyle görüştüler.  Malik Bey Sayın Adnan Oktar’ın çalışmalarını çok yakından takip eden bir kişi.

İran’ın önde gelen reformist Şehirvend Gazetesi Uluslararası Editörü Armin Montazari ve Seyit Afşin.

Reformist Camiya Ferda Gazetesi editörü Cevat Haydaryan.  Arkadaşlarımız kendilerine Sayın Adnan Oktar’ın çalışmaları hakkında bilgiler verdiler ve eserlerini hediye ettiler.

Resimde arkadaşlarımız dört dönem milletvekilliği yapmış, reformist İtimad gazetesinin sahibi ve başeditörü Elyas Hazrati ile görülüyor. Kendisiyle Sayın Adnan Oktar’ın faaliyetleri ve fikirlerinin Türkiye siyasetine etkileri hakkında görüşüldü. Kendisine Hz. İsa ve Mehdi bu yüzyılda gelecek, İslam terörü lanetler eserleri hediye edildi. Ayrıca İngiliz Derin Devleti kitabını verildi.

Hüseyin Amiri.  Reformist Jame Jam gazetesinin editörü, arkadaşlarımız kendisine İslam Terörü Lanetler eserini hediye ettiler. Hüseyin Amiri Sayın Adnan Oktar’ın çalışmalarını çok faydalı bulduğunu söyledi.

Arkadaşlarımız devlete bağlı basılan, Adnan Oktar’ı temsilen İran’ın en önde gelen Farsça gazetelerinden biri olan İran Gazetesine davet edildiler. Uluslararası haberlerden sorumlu Benevşe Gulami hanım, Adnan Oktar’ı temsil eden arkadaşlarımızı Yazı İşleri Müdürü ile birlikte karşıladı, bütün bölümleri tek tek tanıtıp gezdirdi. Daha sonra kendileriyle, Sayın Adnan Oktar’ın faaliyetleri ve Türkiye-İran ilişkileri hakkında görüşlerini almak üzere röportaj yaptılar.

Ayetullah Muhammed Ali Nizamzade kendisine hediye edilen Adnan Oktar’ın kitabıyla birlikte.Muhammed Ali Nizamzade, Ayetullah Hamaney’in İran’ın yurtdışında okuyan öğrencilerinden sorumlu olan ve doğrudan Hamaney’e bağlı çalışma yapan bir kişi. Kendisine, Sayın Adnan Oktar’ın Hz. İsa ve Mehdi bu yüzyılda gelecek, İslam Terörü Lanetler ve Adnan Oktar’ın İran’daki çalışmaları anlatan broşür hediye edildi.

Ayetullah Nizamzade Adnan Oktar’ı temsil eden arkadaşlarımıza çok yakın ilgi ve alaka gösterdi. İttihad-ı İslam, Mehdiyet sevgisi, Şii-Sünni kardeşliği gibi konular üzerinde konuşuldu.  Arkadaşlarımız Sayın Adnan Oktar’ın Türkiye’de Sünni-Şii kardeşliği tesis etme konusundaki çabalarından bahsettiler, çok memnun oldu. Ayrıca Sayın Adnan Oktar’ın Allah’ın varlığını bilimsel delillerle anlatan çalışmalarını çok önemli bulduğunu ifade etti. Peygamberimiz (sav)’in Musevi cenazesinde ayağa kalkmasını örnek vererek tüm insanlara sevgiyle yaklaşmak gerektiğine vurgu yaptı. Arkadaşlarımız Sayın Adnan Oktar’ın geçtiğimiz haftalarda İran-Irak sınırında hayatını kaybeden 600 den fazla İranlı kardeşimize hitaben Ayetullah Hamaney’e yazdığı taziye mektubunu kendisine ilettiler. Sayın Nizamzade, Cumhurbaşkanımız Sayın Tayip Erdoğan’ın Muharrem’in 19’unda Şii konferansına katılmasını, Hz. Hüseyin hakkında konuşmasını müsbet bir adım olarak değerlendirdiğini ifade etti. “Deccale karşı mücadele eden herkes bizim kardeşimizdir” dedi.

Ayetullah Muhammed Ali Nizamzade ile arkadaşlarımız

Sayın Adnan Oktar’ın Ayetullah Hamaney’e depremde hayatını kaybedenlere hitaben yazdığı taziye mektubu.

Arkadaşlarımız New York Times Tahran Büro Şefi Thomas Erdbrink ile görüştüler. Kendisi Sayın Adnan Oktar’ın çalışmaları hakkında bilgi sahibiydi. Kendisinin İslam Terörü Lanetler eserini hediye ettiler, İran’daki çalışmalarıyla ilgili broşürü verdiler.

Arnavutluk Ehli Beyt Araştırma Merkezi Direktörü Şeyh Kemalüdin Reka ve oğlu

Tunus’tan Hüccet ül İslam Amini ve Şeyh Ferid Beji

Belçika İslam Partisi Başkanı Abdelhay Bakkali Tahiri. Kendisi Sayın Adnan Oktar’ın çalışmalarını ve Avrupa’daki faaliyetlerini yakından takip ediyor.

Abdelhay Bakkali Tahiri ve Fas, Cezayir ve Tunustan gelen delegeler.

Avusturya ‘dan Molla Muhammed Waldmann. Kendisi Sayın Adnan Oktar ile irtibat halinde olmak istediğini söyledi.

Konferansa Türkiye’den katılanlar arasında  Saadet Partisi  Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkan yardımcısı Hasan Bitmez de vardı. Birlikte sohbet ettiler.

Ehl-i Beyt Alimleri Derneği Başkanı Hasan Kanaatlı

Berlin İmam Rıza Vakfı ve Camii Başkanı Molla Sabahattin Yılmaztürk.

Seyyid Zakir’ül Hasan Nakavi (Pakistan Vilayeti TV sahibi), Nasır Abbas Caferi (Pakistan şiilerinin lideri) ve Dr. Raşit Abbas.

Meclisteki Hizbullah Partisi Basın Sözcüsü Sayyed Ibrahim Amin Al Sayyed

Hacı Hasan Amürat, Suriye Beladüşşam Üniversitesi Rektörü

Nurbahşi Tarikatı’ndan Seyit Şemsettin Pirzad Pakistan ve İran’daki arkadaşımız Hadi Eftekari.

Afganistan’dan Şeyh Seyyit Esadullah Nakşibendi Müceddidi ve Şeyh Muhammed Atif Gorgani.

Yemen’den Şii Husiler’in saha komutanlarından Amin el Hakim ve Hacı Ağa Abdülkerim el Metri.

Asya ve Latin Amerika’ da irşad faaliyetleri yürüten Hüccet ül İslam Molla Hüseyin Tangsiri. Kendisi arkadaşlarımızın Sayın Adnan Oktar’ın talebesi olduğunu duyar duymaz yanlarına gelip, “Adnan Oktar’ın Darwinizm karşıtı faaliyetlerini çok desteklediğini, Ehlibeyt sevgisinin çok güzel olduğunu” söyledi. Sayın Adnan Oktar’ı Allah’ın koruması için dua etti ve Adnan Oktar’a olan sevgisini coşkulu bir şekilde arkadaşlarımıza anlattı.

Hüccetül İslam Fazel Maybodi arkadaşlarımızla görülüyor. Kendisine Sayın Adnan Oktar’ın Hz. İsa ve Mehdi bu yüzyılda gelecek eseri ve İran’daki çalışmalarıyla ilgili broşür hediye edildi.

Press TV websitesi direktörü Habib Abdülhüseyin Azeri, Adnan Oktar’ı temsil eden arkadaşlarımızla çok yakından ilgilendi.

Arkadaşlarımız İbrahim Tuncer ve Altuğ Berker, İran’da yapılan ikinci bir uluslararası konferansa daha, Sayın Adnan Oktar’ı temsilen resmi davetlilerdi. Konferansın konusu İslam Birliği ve Mezheplerin Birleştirilmesi. Burada bir çok din alimi, düşünce kuruluşları, akademisyen, politikacı, diplomatla görüştüler.

Dr. Ali Al Hakim – İngiltere Middlesex Üniversitesi’nde profesör.

Hizbullah Lideri Şeyh Nasrallah’ın yardımcısı Şeyh Naim Kasım

Dr. Şeyh Zuheyr El Caid. Lübnan İslami Eylem kuruluşunun Başkanı.

Faiz Mohammad Osmani, Afganistan’da Vakıflardan sorumlu bakan.

Molla Abolhasan Ahmadi

Muhammed Hasan Teberağina, Konferansı düzenleyen kurum Dar’ül Takrib’in Başkan Yardımcısı

(Soldan sağa) Bahreyn İmam Rıza Camii imami, İbrahim Tuncer, Sayın Bahreyni, Sayın Şerifi, Şeyh Bahreyni’nin yardımcısı ve Hadi Eftekhari.

Ayetullah Seyit Sadık Musevi. Beyrut ve İran’da yaşıyor.

Ras Mubarak, Gana milletvekili

Seyit Mehdi Tahtfiruzeh, Senendeç eyaleti milletvekili, 4 dönemdir milletvekilliği yapıyor.

Ayetullah Seyit Hüseyin Sacedi, Meşhed ve Kabil ‘de Hz. Kaim Mehdi (as) Medreseleri Başkanı.

Artur Suleymanov, Rusya İslam Universitesi Rektörü

Diriss Hani, Fas’ta yaşayan yazar-filozof. 30’dan fazla kitabı var.

Irak Dışişleri Bakanı İbrahim El Caferi ile kapanış konuşmasından sonra arkadaşlarımız yemeğe katıldılar.

Arkadaşlarımız İbrahim El Caferi’yle birlikte.

Javad Al İnani – Eski Ürdün Dışişleri Bakanı

Ahmed Ali Akbari – Press TV ve Hispan TV’de Direktör

Şeyh Muhammed Ferid Tazuri, Bedir El Kubra Merkezi Başkanı

Abid Ali Abid, Danimarka’da bulunan Dünya Barışı Organizasyonu’nun Başkanı.

Ayetullah Şeyh Mohsen Araki. Konferansı düzenleyen Takrib Kurumunun başkanı, Dünya İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Forumu Genel Sekreteri. Büyük İslami düşünür Ayetullah Muhammed Bakir El Sadr’ın talebelerinden. Ayetullah seviyesinde çok tanınmış bir din alimi.

Hüccetül İslam Musevi – Konferansı düzenleyen Takrib’in başkanı, Ayetulah Araki’nin yardımcısı.

Ayetullah Tashiri, Dünya Takrib Komitesi Başkanı

Konferansın kapanış seansında Altuğ Berker ve İbrahim Tuncer

Konferansın kapanış konuşması

Konferans sırasında basın Adnan Oktar’ı temsil ettikleri için arkadaşlarımıza çok yoğun ilgi gösterdi. İbrahim Tuncer ve Altuğ Berker İran basınından aralarında İran Devlet Radyo ve Televizyon Kurumu, Seher 2 TV, El Kevser TV, Naim TV gibi önde gelen TV kanallarıyla Sayın Adnan Oktar’ın adına röportaj yaptılar. Arkadaşlarımız verdikleri röportajlarda Ortadoğu’daki bu savaş ortamının ancak Mehdi (a.s)’ın zuhuruyla birlikte son bulacağını sık sık dile getirdiler.

El Kevser Televizyonu, Altuğ Berker ile röportaj yaparken

El Kevser Televizyonu, İbrahim Tuncer ile röportaj yaparken

Seher 2 TV, İbrahim Tuncer ile röportaj yaparken

El Naim TV, İbrahim Tuncer’le röportaj yaparken

Filistin Özgürlük Global Referandum Kuruluşu Qodsna ile Altuğ Berker’in röportajı

İran Devlet Radyo Televizyon Kurumu (IRIB), Altuğ Berker’le roportajı

El İşrak TV, İbrahim Tuncer ile roportaj yaparken

Irak Şii lideri Ayetullah Sistani’nin yeğeni Seyyid Muhammed Ahmed Sistani

Şeyh Nazım Hazretlerinin Almanya’daki temsilcilerinden Eşref Efendi.

Faruk Ali Yıldırım, Alevi inanç birliği vakfı Başkanı.

Dimitri Aleksandrakis, Yunanistan’ın İran Büyükelçisi

İran eski dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki. Kendisi arkadaşlarımızı görür görmez Sayın Adnan Oktar’ı sorup çalışmaları hakkında bilgi aldı. Kendisine İngiliz Derin Devleti kitabı hediye edildi.

Abolfazl Khosh Manesh, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı – Kuran Araştırmaları geliştirme ve koordinasyon merkezinde bölüm başkanı. Muhammed Ali Mirzai, Düşünce Merkezi Başkanı. Abolfazl Khosh Manesh Sayın Adnan Oktar’ın çalışmalarını yakından takip ediyor.

0 FacebookTwitterPinterestEmail

Hain 15 Temmuz Darbe Girişiminde Devletimize Destek Olduk

tarafından admin

Sayın Adnan Oktar'ın 15 Temmuz Gecesi A9 TV'de
yapmış olduğu yayından açıklamalar

Yenikapı Demokrasi ve Şehitler Mitingi

Demokrasi Nöbeti

0 FacebookTwitterPinterestEmail

Kıbrıs Konferansı

tarafından admin

Bilim Araştırma Vakfı’nın fahri başkanı Sayın Adnan Oktar’ın
milli hassasiyetleriyle verdiği tavsiyeyle, kısa zaman içinde 4 tane Kıbrıs
Konferansları düzenledik.

İstanbul ve Ankara’da
düzenlediğimiz üç konferans ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki bir
konferansımıza Türkiye ve KKTC’nin önde gelen devlet adamları, Türk Silahlı
Kuvvetleri mensupları, aydınlar, gazeteci-yazarlar, TBMM üyeleri,
akademisyenler, sivil toplum kuruluşu başkanları vd. katılmışlardır.

Konferanslarda milli ve manevi değerlere bağlılığın önemi
bir kez daha vurgulandı.

Özellikle Kıbrıs’ta düzenlediğimiz konferansa, Türkiye’den
bu konferansa özel Türk Hava Yolları’nın bir yolcu uçağı tahsis edilmiş,
İstanbul ve Ankara’dan 150 kadar, milletvekili, E. Askerler, basın mensupları,
STK’lardan oluşan bir grupla Kıbrıs’a adeta bir çıkarma yapıldı.
Milletvekillerinden gelen grupta 7 Ak Partili vekilimiz de bulunuyordu. O dönem
TBMM Anayasa Komisyonu başkanı Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Prof. Dr. Burhan
Kuzu Hocamız da yaşça büyük ve Hoca olduğu için Heyet’e ağabeylik yapıyordu. Bu
ziyaret Ak Parti içinde çok önemliydi. “Kıbrıs’ı veriyorsunuz” iddialarına da
en güzel suretle bir cevap olmuştu.

Türkiye Cumhuriyet’indeki başbakan yardımcılığı yürütmüş Sn. Nahit Menteşe vb. devlet adamları da vardı.

Konferansımız Cumhurbaşkanı Sn. Rauf Denktaş’ın katılımıyla gerçekleşti. Arkadaş grubumuzun Bilimi Araştırma Vakfı aracılığı ile organize ettiği toplantıya Devlet Başkanı Sn. Denktaş, Türkiye Cumhuriyeti Devletine yıllarca hizmet etmiş devlet büyüklerimiz ve siyasilerin katılımı sözde silahlı suç örgütü olmadığımızın en güzel delilidir.

Arkadaşlarımızın Savcılığa Yazmış Oldukları Dilekçeler


Birinci Kıbrıs Konferansı

İstanbul, Çırağan Sarayı – 6 Şubat 2003

Birinci Kıbrıs Konferansı,  İstanbul, Çırağan Sarayı 6 Şubat 2003
Birinci Kıbrıs Konferansı, İstanbul, Çırağan Sarayı 6 Şubat 2003

Bilim Araştırma Vakfı’nın düzenlediği “Kıbrıs için Gerçek Çözüm” konulu ilk konferans, 6 Şubat Perşembe akşamı Çırağan Kempinski Oteli Bellini Salonu’nda yapıldı. Çok sayıda tanınmış siyasetçi, diplomat, bilim adamı ve emekli generalin katıldığı toplantı geniş ilgi gördü.

Başkanlığını Kültür eski Bakanı Sn.Agah Oktay Güner’in yürüttüğü toplantı İstiklal Marşı okunması ve Kıbrıs şehitleri için saygı duruşunda bulunulmasıyla başladı. Ardından Bilim Araştırma Vakfı tarafından hazırlanan “Kıbrıs” belgeseli gösterildi.

Agah Oktay Güner açış konuşmasında, vakıf yöneticilerini
böyle bir toplantı düzenledikleri için tebrik etti.  Agah Oktay Güner’in, katılamayan davetlilerin
başarı dileklerini içeren mesajlarını iletirken, KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Rauf
Denktaş’ın BAV Başkanı Sn. Tarkan Yavaş’a hitaben yazmış olduğu mektubu okuması
izleyici-ler tarafından uzun süre alkışlandı. 

Böyle toplantıları Kuvayı Milliye hareketi ile bağdaştıran
Güner, “sorunların demokrasilerde milletin katılımıyla çözüme ulaşacağını”
belirtti. 

Kıbrıs’ta sinsi bir plan yürütüldüğü üzerinde duran Güner,
“Kıbrıs Türkü’nün kendi kendini dağıtması planlanmaktadır. Oysa kazanmış
oldukları haklar daha önce topyekün yok edilmek istenen bir halkın kazandıkları
haklardır ve ana sütü gibi helaldir.”dedi. Sayın Bakan, Türk tarafına
kabul ettirilmeye çalışılan BM planına dikkat çekerek, “Her barış barışı
getirmez.” dedi.

Ardından söz alan emekli Dz. Albay Neşet ikiz konuşmasında,
Batı ülkelerinin eski Yunan tarihi nedeniyle Yunanistan’a sempati beslediğini
hatırlattı. “Kıbrıs meselesi 186 yıllık bir meseledir, anlamak için Rumların
“büyük ülküsünü anlamak lazım.”dedi. 1907’de Churchill adaya gittiğinde
Rumların “İngiltere Kıbrıs’ı bize verecektir, size güveniyoruz.”
dediklerini belirtti. Aynı şekilde Roosevelt’e de başvurulduğunu anlattı. Adanın
Osmanlı imparatorluğu  zamanında 336 gemi
ile savaşılarak alındığını, o zaman bile Sokullu Mehmet Paşa’nın “tüm
Avrupa’yı karşımıza alırız” diye uyardığını söyledi. “Anlaşmalar
kudret ve kuvvetin ifadesidir.” diyerek, Türkiye’nin davet edilmediği 1947
Paris Konferansı’nda Ege adalarının ve benzer şeklide Kıbrıs’ın da Avrupa’nın
menfaatleri doğrultusunda Rumlara verildiğini anlattı.


İkinci Kıbrıs Konferansı

Ankara, Sheraton Oteli – 22 Şubat 2003

Bilim Araştırma Vakfı tarafından Ankara Sheraton Oteli’nde 22 Şubat 2003 tarihinde düzenlenen  “Kıbrıs için Gerçek Çözüm” konferansı, “Kıbrıs Barış Harekatı” konulu resim sergisi ve Mehter Takımı tarafından verilen konser ile başladı. Bu konferans Kıbrıs konferansları zincirinin ikincisiydi. istiklal Marşı ve ardından Kıbrıs şehitleri için yapılan bir dakikalık saygı duruşundan sonra Bilim Araştırma Vakfı tarafından hazırlanan “Kıbrıs Sorunu” konulu tanıtım filmi izlendi.  

Konferana konuşmacı olarak Kültür eski Bakanı Agah Oktay
Güner, emekli Tuğgeneral ve Haliç Üniveresitesi Öğretim Üyesi Halil Şimşek,
KKTC Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Sabahattin İsmail, KKTC Sanayi ve Ticaret eski
Bakanı Fuat Veziroğlu, KKTC Basın Konseyi Başkanı ismet Kotak ve Bilim Araştırma
Vakfı Başkanı Tarkan Yavaş katıldı.

Konferans Başkanı Agah Oktay Güner açılış konuşmasında Kıbrıs
davasının Türkiye’nin günübirlik bir davası olmadığını ve merhum Dr. Fazıl
Küçük’ün başlattığı Kıbrıs davasını Sayın Rauf Denktaş’ın devam ettirdiğini
söyledi. Annan Planının çok büyük bir tuzak olduğundan söyleyen Güner,
“Girit ve 12 Ada’nın elden nasıl kaçırıldığını bilmeyenler, Kıbrıs
konusunun nasıl çözüleceğine karar veremez.” dedi. 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Rauf
Denktaş, BAV konferansı ile ilgili olarak göndermiş olduğu mektubunda özetle,
“Bu dava en kritik aşamalardan geçmektedir, görüşme masasında mücadele
verilmektedir. Kıbrıs davasına katkılarından dolayı Bilim Araştırma Vakfı’na teşekkür
ederim.” dedi.  

ilk konuşmacı olan emekli Tuğgeneral Dr. Halil Şimşek,
“Kıbrıs Adasının coğrafi özelliklerinden, nüfus dağılımından, kısaca
tarihinden ve startejik öneminden” bahsetti. Kıbrıs Barış Harekatı yapılmasının
nedenlerini anlatan Şimşek, “Harekat öncesi Rumlar tarafından katledilen
714 şehidimizi hala unutmadık.” dedi. Halil Şimşek ayrıca “AB rüyaları
uğruna Kıbrıs’taki Türk varlığından taviz verilmemesi gerektiğini”
vurguladı.


Üçüncü Kıbrıs Konferansı

Lefkoşa, AKM – 3 Mayıs 2003

Rauf Denktaş
KKTC Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş

Bilim Araştırma Vakfı tarafından Kıbrıs’ta düzenlenen “Kıbrıs için Gerçek Çözüm” adlı konferansta Kıbrıs Davasına ve KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’a tam destek verildi. Vakfımız üyeleri ile birlikte Türkiye’den aralarında, E. Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, Kültür ve Ticaret eski Bakanı Agah Oktay Güner, AKP Milletvekilleri Ahmet Uzer, ibrahim Aşkar, Mahmut Durdu , Devlet eski Bakanı Bekir Aksoy, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof.Dr. Burhan Kuzu, Milli Gazete Yazıişleri Müdürü Ekrem Kızıltaş,  Irak Türkmenleri Derneği Başkanı Prof.Dr. Ekrem Pamukçu, E. Tümgeneral Erol Özalp, Çevre eski Bakanı Hamdi Üçpınarlar, Devlet eski Bakanı Işılay Saygın, E. Kurmay Albay ibrahim Artuç, TBBM eski Başkan Vekili Kamer Genç, Emekli Tuğgeneral Mehdi Sungur, DYP Genel Başkan Yardımcısı  Mehmet Göktürk, Devlet eski Bakanı Mehmet Keçeciler, içişleri eski Bakanı Nahit Menteşe, BBP Genel Bşk.Yrd. Prof.Dr. Orhan Aslan, Merkez Valisi Rıdvan Yenişen, Emekli Tuğgeneral Rıza Begin, Devlet Eski Bakanı Prof.Dr. Sabri Tekir, E. Tümgeneral Sadık Öztekin, Milli Savunma eski Bakanı Vefa Tanır, Yeni fiafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Selahattin Sadıkoğlu, Aydınlar Ocağı Genel Sekreteri Zeki H. ibrahimoğlu,  Önce Vatan Gazetesi Sahibi Abdullah Akosman ve Ortadoğu Gazetesi sahibi Zeki Saraçoğlu gibi isimlerin bulunduğu 160 kişilik bir heyet konferansa iştirak etti.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın da katıldığı konferans KKTC Devlet Televizyonu Bayrak TV’de canlı yayınlandı. TRT ise konferansa geniş yer verdi.

Konferans Kıbrıs’ta özgürlük mücadelesi verirken hayatlarını kaybeden şehitlerimiz için bir dakikalık saygı duruşu ve istiklal Marşı ile başladı. BAV tarafından hazırlanan “Osmanlı impatorluğu’ndan bugüne Kıbrıs davasının geçirdiği evrelerin” anlatıldığı Kıbrıs belgeseli büyük ilgi gördü. Çeşitli Bakan ve Milletvekillerinin yanı sıra DYP lideri Mehmet Ağar vakfımız yetkililerine Kıbrıs Davasına katkılarından dolayı teşekkür etti ve başarılar diledi.


Dördüncü Kıbrıs Konferansı

İstanbul, Sepetçiler Kasrı – 27 Mart 2004

“MİLLİ DAVAMIZ KIBRIS” KONFERANSI

Altuğ Berker Milli Değerleri Koruma Vakfı
Başkanı

Bilim Araştırma Vakfı (BAV), 27 Mart Cumartesi günü Kıbrıs konulu konferanslarına bir yenisini daha ekledi. Sepetçiler Kasrı’nda gerçekleştirilen “Milli Davamız Kıbrıs” isimli konferansa emekli TSK mensupları, gazeteciler, yazarlar, öğretim üyeleri ve daha birçok tanınmış isim katıldı.

Konferans, gerek hazırlanan sergi salonuyla gerekse dekor olarak kullanılan ferman, kapı ve süslemelerle Osmanlı özlemini yansıtıyordu. BAV’ın artık adet haline getirdiği Mehteran gösterisi de konferans öncesinde konuklara duygulu anlar yaşattı.

KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş da konferansa telekonferans sistemi ile katılarak değerli görüşlerini bildirdi. Ayrıca BAV Başkanı Sayın Tarkan Yavaş, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Eski Komutanı Emekli Orgeneral Sayın Necati Özgen, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Ömer A. Aksu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler ve Denizler Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Sayın Prof. Dr. Ferit Hakan Baykal ve Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanı Sayın Altuğ Berker de birer konuşma yaptılar.

Konferansa Teşrif Eden Davetliler:

Tanınmış ve seçkin kişilerin katıldığı konferansa, konuşmacıların dışında katılan bazı isimler şunlardı: Emekli Tuğgeneral Servet Cömert, Emekli Kurmay Albay Neşet İkiz, Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, Vakit Gazetesinden Sami Özey, İstanbul Valiliği Türk Dünyası Koordinatörü Metin Özkan, Prof. Dr. Cemal Anadol, Ortadoğu Gazetesinden Süleyman Doğan, Önce Vatan Gazetesinden Suat Gün, Türkiye Gazetesinden Rahim Er, Irak Türkmen Cephesi’nden Ahmet Bayatlı, Prof. Ümit Arınç, Güven Hareketi Başkanı Samim Uygun, Emekli Yargıtay Üyesi Ziya Sağdur, Emekli Albay Bahattin Beyaz, Emekli Albay İlhan Çiloğlu, emekli Milletvekili Emre Kocaoğlu.


Kıbrıs Konferansına Basından Yankılar


Tebrik Yazıları

0 FacebookTwitterPinterestEmail
Eski Yazılar
iddialaracevap.org adnanoktarhaber.com adnanoktarhukuk.com adnanoktargercekleri.com